Mimar Sinan Fine Arts University
City and Regional Planning
Bu bitirme ödevi çalışması, günümüz neoliberal politikaları ile ön plana çıkan rejenerasyon sürecini yaşayan kentsel projelerin başarılı olabilmesi için hangi kamusal mekân üretme politikalarının/yaklaşımlarının bu süreçte uygulanması... more
Bu bitirme ödevi çalışması, günümüz neoliberal politikaları ile ön plana çıkan rejenerasyon sürecini yaşayan kentsel projelerin başarılı olabilmesi için hangi kamusal mekân üretme politikalarının/yaklaşımlarının bu süreçte uygulanması gerektiğini irdelemektedir. Bu politika ve yaklaşımların doğru bir şekilde belirlenebilmesi için öncelikle rejenerasyon ve kamusal mekân kavramlarının kuramsal çerçevesi incelenmiştir. Sonrasında kamusal mekânların rejenerasyon projeleri içerisindeki yeri ortaya konulmuştur. Bu çalışmanın sonucunda ortaya bazı ilkeler çıkmıştır.
Çalışmada Hamburg Hafencity Projesi incelenmiştir. Neredeyse tamamlanmış olan bu projenin kamusal mekânları tek tek incelenerek projedeki kamusal mekân yaratma politikaları ve yaklaşımları belirlenmiştir. İkinci olarak incelenen proje İstanbul’da önemli bir konumda yer alan Galataport ’tur. Bu proje henüz tamamlanmamış olup ÇED Raporu’ndaki teknik veriler ve bugüne kadar ki aşamalar göz önünde bulundurularak inceleme yapılmış ve hem kavramsal çerçeveden hem de Hafencity Projesinden elde edilen öğrenilmiş bilgi kullanılarak projedeki kamusal mekân üretme yaklaşımının nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğine dair değerlendirme yapılmıştır.
Sonuç olarak bu projelerin korumacı bir yaklaşımı benimsemesi, odak noktaları arasında bağlantının iyi kurulması, genel tasarım ilkelerinin başlangıçta belirlenmesi, kentin çevresel özelliklerinin dikkate alınması gibi ilkeler ile gerçekleştirilmesi gerektiğine ulaşılmıştır. Ayrıca kamu-özel arasındaki dengenin iyi kurulması da projeleri başarıya götürecek en büyük etmendir. Hafencity projesi bu çalışmanın perspektifinden bakıldığında başarılı bir proje olarak nitelendirilmektedir. Galataport projesi ise yapılması planlanan teknik veriler incelendiğinde çevresinden bağımsızca düşünülmesi, çok kısıtlı bir kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kamusal mekânları
arasında bir kurgu yatamaması gibi nedenlerden dolayı henüz tamamlanmamasına rağmen birçok eleştiri almış olan ve bu bakış açıları ile kamusal mekân politikaları bakımından zayıf kalan bir projedir.
Anahtar Kelimeler :Rejenerasyon, Hafencity Projesi, Galataport, Kamusal Mekân
Çalışmada Hamburg Hafencity Projesi incelenmiştir. Neredeyse tamamlanmış olan bu projenin kamusal mekânları tek tek incelenerek projedeki kamusal mekân yaratma politikaları ve yaklaşımları belirlenmiştir. İkinci olarak incelenen proje İstanbul’da önemli bir konumda yer alan Galataport ’tur. Bu proje henüz tamamlanmamış olup ÇED Raporu’ndaki teknik veriler ve bugüne kadar ki aşamalar göz önünde bulundurularak inceleme yapılmış ve hem kavramsal çerçeveden hem de Hafencity Projesinden elde edilen öğrenilmiş bilgi kullanılarak projedeki kamusal mekân üretme yaklaşımının nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiğine dair değerlendirme yapılmıştır.
Sonuç olarak bu projelerin korumacı bir yaklaşımı benimsemesi, odak noktaları arasında bağlantının iyi kurulması, genel tasarım ilkelerinin başlangıçta belirlenmesi, kentin çevresel özelliklerinin dikkate alınması gibi ilkeler ile gerçekleştirilmesi gerektiğine ulaşılmıştır. Ayrıca kamu-özel arasındaki dengenin iyi kurulması da projeleri başarıya götürecek en büyük etmendir. Hafencity projesi bu çalışmanın perspektifinden bakıldığında başarılı bir proje olarak nitelendirilmektedir. Galataport projesi ise yapılması planlanan teknik veriler incelendiğinde çevresinden bağımsızca düşünülmesi, çok kısıtlı bir kullanıcı kitlesine hitap etmesi ve kamusal mekânları
arasında bir kurgu yatamaması gibi nedenlerden dolayı henüz tamamlanmamasına rağmen birçok eleştiri almış olan ve bu bakış açıları ile kamusal mekân politikaları bakımından zayıf kalan bir projedir.
Anahtar Kelimeler :Rejenerasyon, Hafencity Projesi, Galataport, Kamusal Mekân
Bu çalışmada, dönüşüm süreçleri İstanbul ve Sarıyer ölçeklerinde incelenmiş, tespit edilen dönüşüm coğrafyası, öğeleriyle birlikte değerlendirilmiş, bu süreçleri tetikleyen planlama süreçleri ve büyük ölçekli projelerin ilişkileri,... more
Bu çalışmada, dönüşüm süreçleri İstanbul ve Sarıyer ölçeklerinde incelenmiş, tespit edilen dönüşüm coğrafyası, öğeleriyle birlikte değerlendirilmiş, bu süreçleri tetikleyen planlama süreçleri ve büyük ölçekli projelerin ilişkileri, birbirlerini nasıl tetikledikleri ele alınmış ve nihayet bu süreçlerin Sarıyer ilçesinde ve Sarıyer’in gecekondu mahalleleri üzerindeki ekolojik/fiziki, ekonomik ve toplumsal etkileri belirlenmiştir.
Genel olarak dönüşüm kavramıyla anılan süreçler, 2000’li yıllardan itibaren kentleri fiziksel anlamda yeniden üretmekle kalmayıp, toplumsal ve ekonomik anlamda da önemli değişimleri beraberinde getirmiş; dönüşüme tabi kalan topluluklarla kent arasındaki ilişki yukarıdan aşağıya yeniden tanımlanmıştır. Literatürdeki genel tespit, bu süreçlerin kent sakinlerinin yaşam biçimlerini, ekonomik gerçekliklerini, taleplerini, eksiklerini, göz önünde bulundurmadan, ekolojik değerleri ve koruma kriterlerini hiçe sayarak, yalnızca ekonomik büyüme motivasyonuyla gerçekleştiğidir. Bu şekildeki bir dönüşüm, fiziki mekanı steril hale getirirken, etki ettiği yerel toplulukları da toplumsal ve ekonomik açılardan mağdur etmektedir.
Sarıyer, son yıllarda yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi haline gelmiştir. İlçeye yapılan ofis gökdelenleri ve AVM’ler ile çok sayıda güvenlikli lüks site ve rezidans dikkat çekmektedir. Bu yeni gelişmeler, ilçede yer alan gecekondu mahallelerini baskı altına almaktadır. İmar planları ile bizzat bu projeler için hazırlanan tadilat planları süreci düzenlemekten ziyade söz konusu yatırımları kolaylaştırmaya/tetiklemeye yöneliktir. Dolayısıyla, Sarıyer, dönüşüm süreçlerini anlamak ve etkilerini belirlemek için laboratuvar niteliğindedir.
Bu araştırmanın amacı çerçevesinde, dönüşüm süreçleri ve bu süreçlerin gecekondu mahalleleri ve yaşayanları üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmış; süreci dayatanlar ile süreci yaşamak zorunda kalanlar arasındaki çatışmanın gerekçeleri belirlenmiştir. Bu şekilde, bu çatışmayı giderebilecek politikalara altlık teşkil edecek bulgulara ulaşılmıştır.
Çalışma boyunca, makro ve mikro ölçekler birbirini takip edecek şekilde değerlendirilmiş, nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış, ölçülebilir bazı verilere yerinde yapılacak tespitler ve anketler aracılığıyla ulaşılmış, toplumun süreci nasıl yorumladığına ilişkin bulgulara ise gözlemler ve birebir/odak görüşmeler üzerinden ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma CBS kullanılarak haritalanmıştır.
Anahtar Kelimeler: gecekondu, (kentsel) dönüşüm, neoliberal kentleşme, planlama, büyük projeler, gayrimenkul yatırımları, mahalle, İstanbul, Sarıyer, dönüşüm süreçlerinin etkileri, haritalama, CBS.
Genel olarak dönüşüm kavramıyla anılan süreçler, 2000’li yıllardan itibaren kentleri fiziksel anlamda yeniden üretmekle kalmayıp, toplumsal ve ekonomik anlamda da önemli değişimleri beraberinde getirmiş; dönüşüme tabi kalan topluluklarla kent arasındaki ilişki yukarıdan aşağıya yeniden tanımlanmıştır. Literatürdeki genel tespit, bu süreçlerin kent sakinlerinin yaşam biçimlerini, ekonomik gerçekliklerini, taleplerini, eksiklerini, göz önünde bulundurmadan, ekolojik değerleri ve koruma kriterlerini hiçe sayarak, yalnızca ekonomik büyüme motivasyonuyla gerçekleştiğidir. Bu şekildeki bir dönüşüm, fiziki mekanı steril hale getirirken, etki ettiği yerel toplulukları da toplumsal ve ekonomik açılardan mağdur etmektedir.
Sarıyer, son yıllarda yatırımcılar için önemli bir çekim merkezi haline gelmiştir. İlçeye yapılan ofis gökdelenleri ve AVM’ler ile çok sayıda güvenlikli lüks site ve rezidans dikkat çekmektedir. Bu yeni gelişmeler, ilçede yer alan gecekondu mahallelerini baskı altına almaktadır. İmar planları ile bizzat bu projeler için hazırlanan tadilat planları süreci düzenlemekten ziyade söz konusu yatırımları kolaylaştırmaya/tetiklemeye yöneliktir. Dolayısıyla, Sarıyer, dönüşüm süreçlerini anlamak ve etkilerini belirlemek için laboratuvar niteliğindedir.
Bu araştırmanın amacı çerçevesinde, dönüşüm süreçleri ve bu süreçlerin gecekondu mahalleleri ve yaşayanları üzerindeki etkileri ortaya çıkarılmış; süreci dayatanlar ile süreci yaşamak zorunda kalanlar arasındaki çatışmanın gerekçeleri belirlenmiştir. Bu şekilde, bu çatışmayı giderebilecek politikalara altlık teşkil edecek bulgulara ulaşılmıştır.
Çalışma boyunca, makro ve mikro ölçekler birbirini takip edecek şekilde değerlendirilmiş, nitel ve nicel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmış, ölçülebilir bazı verilere yerinde yapılacak tespitler ve anketler aracılığıyla ulaşılmış, toplumun süreci nasıl yorumladığına ilişkin bulgulara ise gözlemler ve birebir/odak görüşmeler üzerinden ulaşılmıştır. Ayrıca çalışma CBS kullanılarak haritalanmıştır.
Anahtar Kelimeler: gecekondu, (kentsel) dönüşüm, neoliberal kentleşme, planlama, büyük projeler, gayrimenkul yatırımları, mahalle, İstanbul, Sarıyer, dönüşüm süreçlerinin etkileri, haritalama, CBS.
Bu araştırma, Selçuk kentinin morfolojik değişimini, niceliksel ve niteliksel yöntemlerin bir arada kullanılmasıyla incelemeyi amaçlamaktadır. İzmir - Selçuk kentinin geçmiş yıllarına ait hava fotoğrafları, plan paftaları ile kentin hangi... more
Bu araştırma, Selçuk kentinin morfolojik değişimini, niceliksel ve niteliksel yöntemlerin bir arada kullanılmasıyla incelemeyi amaçlamaktadır. İzmir - Selçuk kentinin geçmiş yıllarına ait hava fotoğrafları, plan paftaları ile kentin hangi yönde nasıl geliştiği incelenmiştir. Bununla birlikte kentlilerin algılarındaki Selçuk kentinin değişimini anlayabilmek adına “rehberli gezi” (parcours commentés) yöntemi kullanılmış ve buradan çıkan sonuçlarla kentin gelişim eğilimleri karşılaştırılmıştır. Bedensel deneyime dayanan rehberli gezi yöntemiyle, GİS verilerinin birbirleriyle çakıştırılması ise farklı açılardan kent morfolojisindeki değişimlerin “nasıl” olduklarını görebilmek açısından önemli olmuştur.
The main objective of this article was to discuss the concept of the right to the city using the example of a gecekondu settlement, sometimes referred to as a squatters' neighborhood or a slum, that is part of a transformation project.... more
The main objective of this article was to discuss the concept of the right to the city using the example of a gecekondu settlement, sometimes referred to as a squatters' neighborhood or a slum, that is part of a transformation project. The article primarily emphasizes the importance of the immaterial and empirical dimensions of the concept of the right to the city. Within this context, the theoretical part of the article is based on the Lefebvrian concept of the right to the city, which may be explained as the right to live anywhere one wishes to live and/or to decide one's own future. Starting from this point, a study of Istanbul's Derbent neighborhood , a gecekondu neighborhood undergoing an urban transformation process, was conducted. The goal was to seek tangible information on how the inhabitants of the gecekondu neighborhood were currently living and how they wish to live in the future. Additionally, how the urban transformation process is progressing in the opposite direction for this area is illustrated. The findings revealed that Gecekondu inhabitants have a strong sentiment of belonging to the place. They are emotionally attached to the location and to their neighbors. These emotional, intangible, and invisible dimensions of place attachment are very important components of the right to the city. ÖZ Bu makalenin temel amacı, kent hakkı kavramını kentsel dönüşüm tehdidi altındaki bir gecekondu mahallesi üzerinden tartışmaktır. Makale, temel olarak kavramın materyal olmayan, ampirik bo-yutlarının altını çizmektedir. Bu bağlam içinde makalenin teorik kısmında Lefebvre'in ortaya attığı, bireyin istediği yerde yaşama ve kendi geleceğine karar verme hakkı olarak da anlaşılabilecek kent hakkı kavramı tartışılacaktır. Bu noktadan hareketle, kentsel dönüşüm tehdidini deneyimleyen İstanbul Derbent mahallesinde bir araştırma yapılmıştır. Bundaki amacımız, gecekondu mahallesindeki insanların nasıl yaşadıklarını ve gelecekte nasıl yaşamak istediklerini araştırmaktı. Buna ek ola-rak bu makale, mevcut kentsel dönüşüm ihtimalinin mahalledeki-lerin taleplerinin aksi yönde işlediğini göstermeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla makale iki temel izleğe sahiptir. Öncelikle, Derbent mahallesinde yaşayanların nasıl bir hayat tarzına sahip olduğu anlaşılmaya çalışılacak, ikinci olarak mahalle sakinlerin gelecekte nasıl bir mahalle hayal ettikleri aktarılacaktır. Bulgular, mahalle sakinlerinin çok güçlü bir mekansal aidiyet hissine sahip oldukla-rını göstermektedir. Saha araştırması tespitlerimize göre Mahalle sakinleri mekâna ve komşularına duygusal bağlılık içindeler. Biz de bu makalede, mekâna bağlılığın bu duygusal boyutlarının kent hakkının çok önemli birer parçası olduğunu tartışmaya açıyoruz. 1 Gecekondu is the common and particular name of informally and autonomously built houses in Turkey. These buildings started to be built in the 50s and they are comparable to favelas in Brazil or bidonvilles in France; but these structures create neighbourhoods and even big townships. In the 2000s, there are also many gecekondu neighbourhoods all over Turkey. Gecekondu settlements are also known to build a kind of " urban social movement " in cities. For further details: ERDER Sema, " Kentsel Gelişme ve Kentsel Hareketler: Gecekondu Hareketler " , Kent, Yerel Siyaset ve Demokrasi, İstanbul, Demokrasi Kitaplığı, 1998, s.293-309. Jean François Pérouse, " Les tribulations du terme de gecekondu (1947 – 2004): une lente perte de substance. Pour une clarification terminologique. " European Journal of Turkish Studies, sayı 1-Gecekondu, Web: http://www.ejts.org/document117.htmlart
The importance of rural planning in Turkey for the politicians and planners has increased considerably since the announcement of the Metropolitan Law in 2012. According to this law, the borders and authorities of local governments have... more
The importance of rural planning in Turkey for the politicians and planners has increased considerably since the announcement of the Metropolitan Law in 2012. According to this law, the borders and authorities of local governments have been enlarged including districts and villages. Local governments have become responsible to bring all urban services and conduct planning activites in all the places within its borders. Local governments in Turkey whose lack of experience on rural planning are unquestinable have embraced Village Design Guides as a sole planning tool to manage the planning issues in rural areas. However Village Design Guides can not be enough to manage the development of the rural areas unless it is relationally developed with the other planning tools. This article aims to contribute to rural plannning literature and practice in Turkey as it introduces new planning tools in rural planning by fo-cusing on the Erdek Yukarıyapıcı Village Design Guide Project. The first part of the article introduces new discussions within rural planning literature, different rural planning tools and experiences in other countries In the light of the discussions in the first part, the design principles, approach, methodology and the content of the project, have been defined for the Erdek Yukarıyapıcı village in the second part. Socio-spatial analysis of the village takes place in the second part too. Following part is about proposed planning tools which are called Village Design Framework, Village Design Guide and Action Projects respectively In this part the content of these tools are explained in detail. The last part a discussion takes place on the potentials of the proposed planning tools for further rural planning practices in Turkey. ÖZ Türkiyede 2012 yılında kabul edilen Büyükşehir yasası ile kırsal alan planlaması, politikacılar ve plancılar açısından giderek daha fazla önem kazanmıştır. Yasa ile birçok yerel yönetimin, yetki ve sorumluluk alanları genişlemiş, sınırları içindeki tüm alanlara kent-sel hizmetler götürmekle ve plan yapmakla yükümlü olmuşlardır. Kırsal alanlara ilişkin planlama deneyimi olmayan yerel yönetim-ler için kırsal alandaki gelişmeleri yönlendirme konusunda imar planları dışında Köy Tasarım Rehberleri ise neredeyse tek araç-tır. Ancak mekânsal düzenleme araçlarından sadece biri olan Köy Tasarım rehberlerinin farklı tür araçlarla birlikte düşünülmedikçe başarılı olması zordur. Bu makalenin amacı; kırsal alan planlama-sında köy tasarım rehberlerinin yerini tartışmak, Erdek Yukarıya-pıcı Köyü özelinde geliştirilen farklı mekânsal düzenleme araçları üzerinden, kırsal alanda planlama süreçlerini tartışmaya açmak, böylece de Türkiye'de kırsal alan planlaması literatür ve pratiğine katkıda bulunmaktır. Makalede ilk olarak kırsal planlamadaki eğilim-ler ele alınmış köy tasarım rehberleri ve kırsal mekana müdahale araçları farklı ülke deneyimleri üzerinden aktarılmıştır. Daha sonra, Türkiye'de kırsal yerleşme planlamasına ilişkin mevzuat ve yaklaşım-lar aktarılarak Yukarıyapıcı Köyü için kırsal mekanı düzenleme araç-ları ve planlama ilkelerine ilişkin öneriler tanımlanmıştır. Bir sonraki bölümde yerleşmenin toplumsal/mekansal analizlerinde ve tasarım süreçlerinde kullanılan farklı yöntemler ile alana ilişkin elde edilen bulgular aktarılmıştır. Bunu takip eden bölümde bu bulgular ışığında Yukarıyapıcı Köyü için geliştirilen Köy Tasarım Şeması, Köy Tasarım Rehberi ve Eylem Projeleri olmak üzere farklı mekansal düzenleme araçları ayrıntıları ile aktarılarak, bu araçlar arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Makalenin sonuç kısmında Erdek Yukarıyapıcı Köyün-de yaşanan deneyimlerin yerel yönetimler ve ülkemizde sınırlı olan kırsal mekansal çalışmalar için nasıl bir altlık teşkil edeceği üzerine bir tartışma yer almaktadır. Anahtar sözcükler: Erdek-Yukarıyapıcı, Kırsal Planlama, Köy Tasarım Rehberi.
The purpose of this article is comparatively to determine changes in the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey, using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic redrawing and commented walk.... more
The purpose of this article is comparatively to determine changes in
the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey,
using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic
redrawing and commented walk. Using two different methods
makes it possible to include the human factor, which has not
been studied extensively in the urban morphology literature. In
the first section, the two methods are discussed in detail.
Regarding cartographic redrawing, the 1897 map and aerial
photographs of the area were used. For the qualitative part of the
study, commented walks were carried out with 15 people. The
city’s morphological development can be divided into five
historical periods from 1897 onwards, with the findings showing
that the findings obtained by combining two different methods
complement each other. Moreover, small-scale changes in form
and function, which could not be revealed in detail by
quantitative methods, were identified through the commented
walks. These small changes have affected Selcuk’s citizens at least
as much as the large-scale changes
the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey,
using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic
redrawing and commented walk. Using two different methods
makes it possible to include the human factor, which has not
been studied extensively in the urban morphology literature. In
the first section, the two methods are discussed in detail.
Regarding cartographic redrawing, the 1897 map and aerial
photographs of the area were used. For the qualitative part of the
study, commented walks were carried out with 15 people. The
city’s morphological development can be divided into five
historical periods from 1897 onwards, with the findings showing
that the findings obtained by combining two different methods
complement each other. Moreover, small-scale changes in form
and function, which could not be revealed in detail by
quantitative methods, were identified through the commented
walks. These small changes have affected Selcuk’s citizens at least
as much as the large-scale changes
- by Seher Demet Kap and +1
- •
- Mixed Methods, Urban Morphology
The purpose of this article is comparatively to determine changes in the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey, using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic redrawing and commented walk.... more
The purpose of this article is comparatively to determine changes in
the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey,
using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic
redrawing and commented walk. Using two different methods
makes it possible to include the human factor, which has not
been studied extensively in the urban morphology literature. In
the first section, the two methods are discussed in detail.
Regarding cartographic redrawing, the 1897 map and aerial
photographs of the area were used. For the qualitative part of the
study, commented walks were carried out with 15 people. The
city’s morphological development can be divided into five
historical periods from 1897 onwards, with the findings showing
that the findings obtained by combining two different methods
complement each other. Moreover, small-scale changes in form
and function, which could not be revealed in detail by
quantitative methods, were identified through the commented
walks. These small changes have affected Selcuk’s citizens at least
as much as the large-scale changes.
the urban morphology of the city of Selcuk in Izmir province, Turkey,
using quantitative and qualitative methods, specifically cartographic
redrawing and commented walk. Using two different methods
makes it possible to include the human factor, which has not
been studied extensively in the urban morphology literature. In
the first section, the two methods are discussed in detail.
Regarding cartographic redrawing, the 1897 map and aerial
photographs of the area were used. For the qualitative part of the
study, commented walks were carried out with 15 people. The
city’s morphological development can be divided into five
historical periods from 1897 onwards, with the findings showing
that the findings obtained by combining two different methods
complement each other. Moreover, small-scale changes in form
and function, which could not be revealed in detail by
quantitative methods, were identified through the commented
walks. These small changes have affected Selcuk’s citizens at least
as much as the large-scale changes.
Son yıllarda göç olgusu sadece ülkemizde değil, dünyada da gündemde önemli bir yer tutmaktadır. Bizde gündemden yola çıkarak bu araştırmayı yapmaya karar verdik. Araştırmamızda Suriye'den göç eden çocukları temel alarak sosyal... more
Son yıllarda göç olgusu sadece ülkemizde değil, dünyada da gündemde önemli bir yer tutmaktadır. Bizde gündemden yola çıkarak bu araştırmayı yapmaya karar verdik. Araştırmamızda Suriye'den göç eden çocukları temel alarak sosyal değişmeleri çocuk gözünden tanımlamaya çalıştık. Bu tanımlamayı yaparak göçmenlere ve en önemlisi "göçmen çocuklara" dikkat çekmeyi amaçladık. Ülkemize gelen göçmen sayısı her geçen gün artmaktadır ve gelenlerin önemli bir bölümünü çocuklar oluşturmaktadır. Anayurdundan ayrı kalan ve bundan dolayı arada kalmış hissiyle yaşayan çocuklar erken yaşlarında büyük sorumluluklarla karşı karşıya kalmışlardır. Ne kadar belli etmemeye çalışsalar da ya da dile getirmeselerde omuzlarındaki yük onlar için fazladır. Bu yük çocuklarda psikolojik bazı etkilere yol açmaktadır. Araştırmamızda öğrencilere 13 soruluk anket ve resim; öğretmenlerle röportaj yapılmıştır. Elde edilen veriler sonucunda ekonomik, sağlık ve eğitim bağlamlı sıkıntılar tespit edilmiştir. Bu sıkıntıların çocuk psikolojisini olumsuz etkilediği sonucuna varılmıştır. Bu tespitler sonucunda çocukların içinde halen umut olduğu gözlemlenmiştir.
Bu çalışmada, çeşitli grupların İstanbul kentinin önemli ilçelerinden biri olan Şişli'ye bağlı Bomonti semtine ilişkin sınır-mekan algıları uygulanan anketlerden elde edilen bilgiler ile incelenmeye çalışılmıştır. Anketlerin... more
Bu çalışmada, çeşitli grupların İstanbul kentinin önemli ilçelerinden biri olan Şişli'ye bağlı Bomonti semtine ilişkin sınır-mekan algıları uygulanan anketlerden elde edilen bilgiler ile incelenmeye çalışılmıştır. Anketlerin yorumlanmasında bazı bölümlerde Lynch(1960) yönteminden yararlanılmıştır.Katılımcıların kimlik özeliklerine bakıldığında, o bölgeyi kullanma süresi arttıkça, orada okuyorsa ya da yakın bir semtte ikamet ediyorsa seçim aralığının daraldığı görülmüştür. Çalışma 2017-2018 yılı Bahar döneminde Sosyolojik Algılamada Alansallık ve Sınırlar dersi kapsamında yapılmıştır. Çalışmada temel olarak " Bomonti semtinin sınırları nerelerdir? " ve " Hangi gruplar bu mekanı nasıl algılıyor? " sorularına cevap aranmıştır.
62.8 million researchers use this site every month. Ads help cover our server costs.