Skip to main content
Asli Odman
  • Mimar Sinan Fine Arts University
    // Faculty for Architecture //
    Department of Urban and Regional Planning //

    Meclis-i Mebusan Cad. No:24
    Fındıklı 34427 Beyoğlu // ISTANBUL // TURKEY
Kitaptan... Teşekkür Bu rapor, eksiği ve fazlasıyla pek çok anlamda istisnai bir kolektif çalışmanın ürünüdür. Bir sendika, örgütlü olduğu iş kolu ve havzadaki çalışma ilişkilerini anlamak ve müdahele edebilmek için, üretim sürecine... more
Kitaptan...

Teşekkür

Bu rapor, eksiği ve fazlasıyla pek çok anlamda istisnai bir kolektif çalışmanın ürünüdür. Bir sendika, örgütlü olduğu iş kolu ve havzadaki çalışma ilişkilerini anlamak ve müdahele edebilmek için, üretim sürecine dahil olan mesleklerin odalarının ve akademisyenlerin biraraya gelmesine ve meslekler arası bir komisyon kurulmasına ön ayak oluyor ve ilk aşamada şu anda elinizde tuttuğunuz, işçi deneyimlerine ve diğer sektör raporlarının analizine dayanan, bütünlüklü, bağımsız ve kâr amaçlı olmayan bir rapor ortaya çıkıyor. İlk amacı, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde seri ölümlü iş kazalarını önleyecek tedbirlerin alınması için kamuoyu oluşturmak olan komisyon, kazaların ilk elden mağduru olan işçilerin perspektifinden iş kazalarının içinde oluştuğu çalışma ilişkilerini irdeleyerek yola çıkıyor.
Bu raporun ve raporu tamamlayan Tuzla: Nereye? adlı filmin hazırlanması aşamasında pek çok dostça destek aldık. Öncelikle raporun ilk aşamasını oluşturan mülakatları veren Tuzla Tersaneler Bölgesi işçileri ve işçi yakınlarına, mühendislere, işyeri hekimlerine ve avukatlara teşekkür etmek isteriz. Tuzla’daki çalışma ilişkileri ile ilgili soru ve sorunlar, ancak onlarla yaptığımız uzun görüşmelerle bizim için elle tutulur hale geldi.
Raporu tamamlayan Tuzla: Nereye? adlı film için daha önce tersanelerde yaptıkları çekim malzemelerini bizimle paylaşan, yeni çekim ve röportajlar gerçekleştiren, kurgu aşamasında destek veren ve bilfiil montajı ile uğraşan tüm dostlara çok teşekkür ederiz. Teknik imkanlarını bize açan ve “Tuzla’ya böylelikle dahil olan” İstanbul Bilgi Üniversitesi A34 Birimi ve Televizyon Gazeteciliği Bölümü mensuplarına ayrıca içten bir teşekkürü borç biliriz.
Bu raporun kaleme alındığı dönemde, Alaattin Timur, Ayşen Gürbüz, Deniz Karateke, Ekrem Erbiz, İlhan Beyoğlu ve Sevtap Yenigün, II. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali çerçevesinde gösterilecek Tersaneler Bölgesi’nin konu olan bir sergi çalışması yapmaktalarmış. Fotoğrafları görünce, raporda bazen sayfalarca kelamla ifade etmeye çalıştıklarımızı bir karede buluverdiğimizi gördük. Bu arkadaşlara fotoğraflarını raporda kullanmamıza izin verdikleri için teşekkür ederiz.
Burada, raporun redaksiyon aşamasında teknik destek veren tüm dostları da anmak isteriz.
Rapor ve filmin 16 Aralık 2007’deki ilk kamuoyuna sunumu için bize Bostancı’daki merkezini açan Birleşik Metal-İş Sendikası’na, sunuma gelip raporun içeriği hakkında değerli eleştirilerde bulunan ve deneyimlerini bizimle paylaşan tüm katılımcılara, “fikri takip” ilkesi ile Tuzla’dan gelen haberlere kulak kabartmaya ve bunlara gazete ve radyolarında yer vermeye devam eden basın mensuplarına da içten teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz.
Tüm bu arkadaşların destekleriyle güncel, bütünlüklü, üretim sürecindeki deneyimleri öne çıkaran ve müdahil bilgilerin üretilmesi ve yayılması çabamız anlamlandırılmıştır.


Tuzla Tersaneler Bölgesi İzleme ve İnceleme Komisyonu

2007 yılının Ağustos ayından itibaren Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde seksen günde ardı ardına sekiz işçinin yaşamını kaybetmesi, yıllarca pek çok çabaya rağmen görünmez kalan iş kazalarını kamuoyunun gündemine getirdi. Tersanelerde neler olduğu ve neden kazaların bu kadar arttığı sorulmaya başlandı. Sorulara verilen ilk yanıtlar ise, işçilerin “bilgisizliğinden veya eğitimsizliğinden”, taşeronluk sisteminin sözde “doğal” sonuçlarına kadar varan açıklamalardı. O döneme dek gemi inşaa sektörü hakkındaki raporlar, politikacıların söylemleri ve bu konudaki gazete yazılarının çoğu, Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde ölümlü iş kazalarının nedenini açıklamak yerine tersanelerin ne kadar modern ve başarılı olduğu üzerine kurulu idi. O halde iş kazalarının artışının ve bu derece görünür hale gelmesinin nedeni bu iki perspektifin ayrı ayrı bize yansıttıklarından farklı olmalıydı. Üstelik bu süreçte sadece deneyimsiz işçilerin değil, tekniker ve mühendislerin(ölümlü olmasa bile) de iş kazası geçirmesi konuyla ilgili bir çalışma yapma ihtiyacını ortaya çıkardı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Ekim 2007 tarihli Tuzla Tersaneleri İş Teftiş Raporu’nda şöyle belirtilmektedir:
"İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin etkin bir şekilde alınması ve geliştirilmesi sadece teftiş hizmetleriyle sağlanamaz. Bu nedenle işveren, işçi ve ilgili tüm tarafların, iş sağlığı ve güvenliği konusuna öncelik vererek, önleyici yaklaşımı esas alan, çalışanların katılımını hedefleyen bir çizgide yükümlülüklerini yerine getirmeli."
Ağustos-Eylül ayındaki üst üste ölümlerin acısı ile yukarıda ifade edilen tarzda bir oluşumu yaratmak için DİSK’e bağlı Limter-İş (Liman Tersane Gemi Yapım ve Onarım İşçileri) Sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, TMMOB İKK (Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İstanbul İl Koordinasyon Kurulu), İstanbul Tabip Odası, İstanbul İşçi Sağlığı Enstitüsü, İstanbul Barosu ve GİSBİR (Gemi İnşa Sanayicileri Birliği)’ne 24 Eylül 2007 tarihinde bir katılım çağrısı yollamıştır. TMMOB-İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, İstanbul Tabip Odası, İstanbul İşçi Sağlığı Enstitüsü ve İstanbul Barosu bu çağrıya olumlu yanıt vermiş ve komisyon konuyla ilgili sosyal bilimcilerin de katılımıyla 3 Ekim 2007 tarihinde faaliyetlerine başlamıştır. Zira, öncelikle bir rapor yazarak Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde özellikle iş kazalarının oluştuğu süreçteki çalışma ve üretim ilişkileri, iş ortamı, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği uygulamaları ile hukuki süreçlerin görünür hale gelmesine çalışılmıştır. Böylece iş kazalarının nedenleri ve iş kazasına davetiye çıkaran ortam incelenerek, bir takım sonuçlar ve talepler çıkarılabilmiştir. Yukarıda adı geçen ilk üç kurum ve konuyla ilgili sosyal bilimciler 16 Aralık 2007 tarihinde kamuoyuna sunduğumuz raporun çalışmalarına katılmıştır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu komisyon oluşumuna katılımın beklendiğine dair daveti aldığını ve İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve İstanbul Bölge Müdürlüğü’nü bu konuda bilgilendirdiğini Limter-İş Sendikasına 3 Ekim 2007 tarihli resmi bir yazı ile iletmiştir. GİSBİR’den bu tarihe kadar doğrudan bir cevap alınamamıştır.
Komisyon,16 Aralık 2007 tarihinde Birleşik-Metal-İş Sendikasının Bostancı’daki merkezinde, Tuzla’daki iş sürecine katılan taraflardan işçilerin, işyeri hekimlerinin, mühendislerin ve iş kazası / meslek hastalığı davalarına bakan avukatların tanıklıklarına dayanan ve şimdiye kadar sunulmuş raporların değerlendirilmesini de içeren raporun ilk versiyonunu kamuoyu ile paylaşmıştır. Bugün ise raporun basılı formu kamuoyu ile paylaşılırken, bu çalışmadan doğan, ne yazık ki tersanelerin rutini haline gelen iş kazalarını önleyecek öneri ve talepler, TBMM, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Tuzla Tersaneler Bölgesi işçileri, gemi inşa sektöründeki işveren temsilcileri, meslek odaları, basın, üniversiteler ve konuyla ilgili diğer tüm ulusal ve uluslararası kurumlara iletilmektedir.
Download (.pdf)
This is an experimental article which tries to spatialize / map the risk of asbestos on the grounds of the mass demolitions during the so-called 'urban transformation' process in #Istanbul, Turkey. It gives an overview of the asbestos... more
This is an experimental article which tries to spatialize / map the risk of asbestos on the grounds of the mass demolitions during the so-called 'urban transformation' process in #Istanbul, Turkey. It gives an overview of the asbestos danger in the construction sector and concentrates on two districts of Istanbul (Kadıköy and Gaziosmanpaşa) to map the danger of asbestos (The map is a collective work, by Selin Yazıcı, Cemre Kara and Murat Tülek).
Download (.pdf)
Ende 2015 im Mitten von offenen Konfontationen in den kurdischen Gebieten der Türkei wurde von einer Gruppe von Akademikerinnen eine online Petition erfasst, die an den Staat appelierte, die Menschenrechtsverletzungen der Armee beim Namen... more
Ende 2015 im Mitten von offenen Konfontationen in den kurdischen Gebieten der Türkei wurde von einer Gruppe von Akademikerinnen eine online Petition erfasst, die an den Staat appelierte, die Menschenrechtsverletzungen der Armee beim Namen nannte und im Namen des öffentlichen Interesse kritisierte. Sie wurde von einer unerwartet hohen Anzahl von Unterzeichner*innen aus insgesamt 102 Universitaeten in der Türkei und 433 aus der ganzen Welt angeeignet. Der -spaeter- Friedenspetition genannte Text wurde selber Auslöser einer regelrechten Restauration anhand von systematischer Repression in der türkischen Akademie, deren Anzeichen jedoch schon seit Jahren hier waren. Dieser Artikel schildert nicht nur, was den Unterzeichner*innen dieser Petition seit Januar 2016 zuwiderrief und wie sie damit umgingen, sondern versucht auch die strukturellen Veraenderungen im türkischen Hochschulwesen zwischen Marktliberalismus und politischem Autoritarismus zu schildern. Andere Autoren: Tanıl Bora, Mithat Sancar, Ayşe Çavdar, İrfan Aktan, Yüksel Taşkın, Ali Rıza Güngen, Çiçek Tahaoğlu, Bülent Küçük, Ayşe Dursun, Nehir Kovar, Selime Büyüköze, Cemre Baytok, İrfan Uzgel, Sabine Küper-Busch, Fırat Yücel...

This is an article that takes the case of the rights violations against the signatories of the so-called 'Peace Petition' in Turkey from 2016 as an example to open some pists to analyze the new connections between state and market, control of the academic labor and authoritarian liberalism in Turkey.
Download (.pdf)
leseprobe_TuerkeiII.pdf
odman_akademikerinnen_frieden_2018.pdf
Bu yazının tezi şudur: Türkiye'de yargı, medya ve ordunun, 1933 Almanya’sında bizzat rejimin bir norm olarak kullandığı kavramla söylersek, “eşgüdülme”ye koşulma sürecinin, bir Barış Bildirisi vesilesi, bahanesi veya dolayımı ile... more
Bu yazının tezi şudur: Türkiye'de yargı, medya ve ordunun, 1933 Almanya’sında bizzat rejimin bir norm olarak kullandığı kavramla söylersek, “eşgüdülme”ye koşulma sürecinin, bir Barış Bildirisi vesilesi, bahanesi veya dolayımı ile akademiyi de kapsayarak genişlemesi, yaşanan “büyük dönüşüm” içinde anlamlandırılabilir. Tam da bu yüzden yazı, Barış Bildirisi Davası'nın bedelinin nasıl dağıtıldığına, sosyal ve hukuki sürecin nasıl işlediğine, bu büyük tasfiye karşısındaki akademide müşterek yaratma çabalarına yakından bakarken, daha uzun erimli bir mesele ile, yani büyük dönüşümden akademinin nasıl bir pay aldığı sorusunu irdelemeye çalışıyor. ////



This paper deals on the micro level on the unfolding of the so-called Case of the Peace Academics in Turkey  in detail. It tries to give a realistic picture of the price paid, the geographical distribution, the legal process and the attempt at establishing solidarity economies in the aftermath of the mass dismissals and during continued political pressure.  The background music of the 'story of the Peace Academics' is the structural transformation of the academic labor in Turkey: The corporatization, precarization and 'the cult of employability/productivity' which laid the ground for capillary diffusion of authoritarianism at Turkish universities.
Research Interests:
Download (.docx)
This is a contribution to the exhibition catalogue on 'Industrialization and Worker's Culture in Anatolia' at Porzellanikon in SElb/Germany. The curator of the exhibition is İngo Nitsche. The article deals with the definition of... more
This is a contribution to the exhibition catalogue on 'Industrialization and Worker's Culture in Anatolia' at Porzellanikon in SElb/Germany. The curator of the exhibition is İngo Nitsche. The article deals with the definition of industria, toil and sweat, with the borders of Anatolia, industry, agriculture and services sectors and with the concept of 'culture', based on recent literature on labor history.
Research Interests:
Download (.pdf)
Anatolien_Katalog_Gesamt_KLEIN.pdf
porzellanikon.doc.docx
This is a paper which aims to summarize the insights of two panel sessions which took place under the title ‘Working for Cool İstanbul’ at the conference 'Cool İstanbul. Urban Enclosures and Resistances' on the 8th of November, 2013.... more
This is a paper which aims to summarize the insights of two panel sessions which took place under the title ‘Working for Cool İstanbul’ at the conference 'Cool İstanbul. Urban Enclosures and Resistances' on the 8th of November, 2013.

The main aim of the sessions is to facilitate a platform where workers in the new and still enduring sectors in Istanbul will have a possibility to narrate, compare and contrast their work experiences beyond the images created for their sectors. This approach is inspired by the later 19th century book ‘London Labour, London Poor’ by Mayhew which documented in an assidious way the work experiences of the ‘real-existing’ jobs of the mature capitalist city.

An experienced construction worker and marble craftsman, Mustafa A. Akyol from İnşaat İşçilerinin Derneği (Association of Construction Workers: http://insaatiscileridernegi.wordpress.com/ ) will compare working conditions in the former midsize private builders (müteahhit) with the giant construction tycoons of today. Berna Uçarol, a sociologist currently writing her PhD on white-collar subjectivities in the plazas in the financial Maslak-Zeytinburnu axis, has herself worked for a long time as an assurance consultant and will reflect sociologically on the working conditions in this rising sector of the would-be financial city of Istanbul. The plazas they work at are constructed by people like Mustafa, although the two types of work rarely have a possibility to encounter each other in the city. Burcu Barakacı, who has worked for over 10 years in Istanbul’s most prestigious independent artistic projects and platforms as an project coordinator and producer, and Melis Tantan, an NGO-worker formerly engaged in Türkiye Küçük Millet Meclisleri (Turkish Small National Assemblies) project and recently working at Nor Zartonk (Renaissance), an association founded by the Young Generation of the Armenian Community (http://www.norzartonk.org/ ), will narrate how the so-called ‘voluntary labor / affective labor’ functions in sectors like art and social/political activism/lobbying, and how new types of hierarchies and remunerations are built. Zeycan Elarslan from the Association of Call-center Workers (http://www.gercegecagrimerkezi.org/)  will discuss  some examples from this sector and investigate how new forms of labor control and performance extraction are relevant to the growing services sector in Istanbul. Duygu Semiz is a private course instructor (dershane öğretmeni) and also an organiser in this seemingly side sector of education, which is nonetheless an economically more important and spatially more scattered activity than the bulk of  all schools in the city. Duygu Semiz will talk about the new student-teacher relationships, the ‘corrosion of character’ in this formerly very prestigious domain. Lastly, Fikriye Akgül a apparel worker in a factory producing for a global brand at the Free Production Zone of Tuzla will compare working conditions in the 1990’s and 2010’s of Istanbul. She has witnessed the outsourcing of the leather industry from Kazlıçeşme to Tuzla and the formation of worker neighbourhoods in the latter.
The intention is to re-unite these scattered labour realities in the fragmented city, by means of juxtaposing the contributions of the seven panelists. This panel should also enable a platform to question whether the thesis of  globalization, precarization, intensification and de-skilling of labor in Global Cities hold true by way of comparing and contrasting different white-collar and blue-collar working conditions and subjectivities. It should also touch the ground for possible commonalities in the sphere of ‘psychodynamics of labor’ and for an alternative ‘coolness’ from below, i.e. seen and perceived within the working people’s realities
Download (.pdf)
Odman_Working_in_Cool_Istanbul_2015.pdf
Odman_YoksunCalismak_2014_01_31.pdf
Cool_Istanbul_program_Tr_son.pdf
1_Cool_Istanbul_Workshop_Program.pdf
Cool_Istanbulda_Yoksun_Calismak_Odman_2013_son.pdf
120 yıllık bir geçmişe sahip olan Olimpiyatlar artık, küreselleşme sonrasında kentlerin şehirlerarası rekabette öne çıkmak, belirgin bir kent imajı yaratarak diğerlerinden ayrışmak ve büyük ölçekte sermayeyi kendine çekmek için uğruna... more
120 yıllık bir geçmişe sahip olan Olimpiyatlar artık, küreselleşme sonrasında kentlerin  şehirlerarası rekabette öne çıkmak, belirgin bir kent imajı yaratarak diğerlerinden ayrışmak ve büyük ölçekte sermayeyi kendine çekmek için uğruna yarıştığı bir etkinlik teşkil etmektedir. İstanbul, 1990’lardan beri süren adaylık ısrarıyla şehirler arasında ayrıca göze batmaktadır. Peki 1992 Barcelona Modeli, 2012 Londra Olimpiyatları deneyimi ve Küçükçekmece’de Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nun yapılması akabinde çevresinde oluşan ve artık sonuçları elle tutulabilir olmuş kentsel dönüşüm sürecinin ışığında baktığımızda, Olimpiyatlar İstanbul’da kimler ve ne için fırsat, ve kimler ve ne için tehdit oluşturmaktadır?

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi / Mimarlık Fakültesi / Şehir Bölge Planlama Bölümü tarafından 15 Mayıs 2013’de, Fındıklı Kampüsü Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu’nda düzenlenen bu panelde, 2020 Yaz Olimpiyatlarına ev sahipliği yapmaya aday olan İstanbul’a bu devasa etkinliğin olası etkileri ele alınmıştır. Panelde İstanbul’un tasarlanan Olimpiyat ev sahipliği konusu, hem fiziki kapasite inşası boyutu, hem mekânsal ilişkilere müdahele şekilleri, hem de sosyal etkileri açısından ele alınmaya çalışılmıştır. Mimar, şehir plancısı, sosyolog panelistler, İstanbul’un 2020 için adaylığını tarihsel boyutta ve somut ev sahibi şehir örnekleri üzerinden almışlardır. Bu panel kitapçığının amacı ise, bu geçici devasa etkinliğin kalıcı etkileri hakkında adaylık oylaması gerçekleşmeden kent hakkı bağlamında kamuoyunu bilgilendirmek ve önemli başlıkları tartışmaya açmaktır.
Download (.pdf)
Olimpiyatlar_2020_PanelKitapcigi_2013Temmuz_SON.pdf
Bilim_Sinavi_2_MSGSU_2013_04_30.pdf
Bilim_Sinavi_Rapor_Odman_2013_05_02.pdf
"Abstract: This article empirically scrutinizes the first unionization experience at a foundation, non-public university in Turkey, namely at Istanbul Bilgi University. This academic unionization experience is contextualised both... more
"Abstract: This article empirically scrutinizes the first unionization experience at a foundation, non-public university in Turkey, namely at Istanbul Bilgi University. This academic
unionization experience is contextualised both historically and theoretically. Firstly the take-over of the Bilgi University by a ‘for-profit university company’ based in Baltimore/
USA, namely the Laureate Edu., Inc. is analysed within the financial accumulation regime of the 1990’s and 2000’s. Secondly the articulation of Bilgi University with the financial
accumulation regime through new forms of possession and management is scrutinized with respect to its effects on the wage-labour regime at the university. This very process is the key to understanding the material-symbolic ‘distributional’ conflicts which have influenced the formation of the unionization movement as well as the emergence of rival
discourses produced by various actors. Thirdly and lastly, the unionization process is chronically
narrated, the types of violations of rights during the unionization process are enumerated, and the organizational limits and the practice of Sosyal-"# as well as inter-union conflicts
are brought to fore. By trying to avoid a simplifying discourse of ‘victory or defeat’, the issues in question have been critically reflected upon with the help of the following theoretical
approaches: cultural political economy, critical discourse analysis, new approaches to the union movement focusing on organisational power, and cycles of contention.


Öz: Bu makale, görgül olarak, Türkiye’de bir vakıf üniversitesinde (İstanbul Bilgi Üniversitesi) ilk kez kalkışılmış olan bir sendikalaşma tecrübesini ele almaktadır. Söz konusu tecrübe, gerek tarihsel, gerekse teorik olarak çerçevesine oturtulmaya çalışılmaktadır. İlk olarak, Bilgi Üniversitesi’nin Baltimore/ABD merkezli bir kâr amaçlı üniversite şirketi (KAÜŞ) olan Laureate Edu., Inc. tarafından devralınışı, 1990’lar ve 2000’lerdeki finansal birikim rejimi çerçevesinde incelenmiştir. İkinci olarak, Bilgi Üniversitesi’nin, yeni temellük ve işletmecilik biçimleriyle birlikte finansal birikim rejimine eklemlenmesinin, Üniversite’deki ücret-emek rejimi üzerindeki etkileri ele alınmaktadır. Söz konusu süreç, sendikalaşma hareketinin oluşumunu da etkilemiş olan maddi ve simgesel ‘bölüşümsel’ çatışmaları ve farklı aktörlerce üretilmiş bulunan rakip söylemlerin ortaya çıkışını anlayabilmek bakımından da kilit bir öneme sahiptir. Üçüncü ve son olarak ise, sendikalaşma sürecine ilişkin bir vakayıname verilmekte, sendikalaşma sürecindeki türlü hak ihlâlleri sıralanmakta ve Sosyal-İş’in örgütsel kapasitesindeki ve pratiğindeki sınırlılıklar ile sendika içi çatışmalar ortaya konmaktadır. Söz konusu meseleler, basitleştirici bir ‘zafer veya mağlubiyet’ söyleminden uzak durulmaya çalışılarak, aşağıdaki teorik yaklaşımların ışığında irdelenmeye çalışılmıştır: kültürel politik ekonomi, eleştirel söylem teorisi, sendikal harekete ilişkin olarak örgütsel gücü öne çıkartan yeni yaklaşımlar ve muhalefet çevrimi yaklaşımı.
"
Download (.pdf)
Vakif_kitaba_ek_Kasim_2013.pdf
Arslan-Odman_sosyalhaklarSON.pdf
2012_bildiri_kitabi_sosyalhaklar.pdf
This article deals with the rapidly expanding for-profit university landscape, its dynamics, organic relationships with the financial markets, worldwide liberalization steps of trade in higher education, actors, markets and the type of... more
This article deals with the rapidly expanding for-profit university landscape, its dynamics, organic relationships with the financial markets, worldwide liberalization steps of trade in higher education, actors, markets and the type of academic labor and student profile they promote. It furthermore scrutinizes the for profit university company Laureate Education Inc., owned currently by a consortium of private equity companies and which has taken-over in Turkey a university by 2009, namely the Istanbul Bilgi University.
Download (.pdf)
"Abstract: This article aims at addressing three key issues very scarcely dealt with in the academic literature: 1. To give a critical account and analysis of Turkey’s official statistics on occupational health and safety within world and... more
"Abstract: This article aims at addressing three key issues very scarcely dealt with in the academic literature: 1. To give a critical account and analysis of Turkey’s official statistics on occupational health and safety within world and European comparison. 2. To depict the occupational health and safety landscape (including occupational accidents, illnesses and psychosocial risks) in Europe, deriving from the case of France and focusing on the social movements and organizations realized by the victims of such a landscape (mainly families of the victimized employers, workers themselves, professionals such as occupational physicians and labor inspectors). 3. Draw the tragic picture of the asbestos-induced problems and struggles in France and the situation in Turkey.

Keywords: occupational health and safety France, OHSA world statistics, OHSA-based social movements, workers memorial day, workers families, asbestos, occupational pyhsicians France, labor inspectors France


Bu makale, öncelikle Avrupa Birliği'ndeki iş kazası ve meslek hastalıklarının istatistiki durumun detaylı bir resmini çizer. Türkiye'deki istatistiki durumu bununla kıyaslar. Makalenin ana kısmı ise, zaman ve yer gibi limitler nedeniyle ‘Avrupa’ derken işçi sağlığı ve iş güvenliği (İSİG) eksenli sosyal hareketlerin ve buna paralel olarak alana dair çok yönlü çalışmaların göze çarptığı Fransa’daki gelişmelere, mücadele örneklerine ve çalışmalara, özellikle de asbestin yolaçtığı meslek hastalıkları bağlamında detaylıca yer verir. Bu örnekler, Türkiye’deki İSİG gündemi içerisinde ‘faydalı olması’ kriteri gözetilerek eklektik olarak bir araya getirilmişlerdir. Bu ülkeden yola çıkarak iş kazası ve meslek hastalığı riski yüksek üretim sahalarının (asbest madenciliği, asbestli gemi sökümü gibi) kaydırıldığı Hindistan, Güney Afrika gibi ülkelere de kısaca değinilmektedir."
Download (.pdf)
Tuzla’yı, Davutpaşa’yı, Karadon faciasını, saatli bomba asbestin etkilerini anlamak için kılavuz bir kitap. Usta sosyolog Thébaud-Mony hepimizin bir politika olarak uygulanan güvencesizleştirme ile nasıl sağlık ve canımızı kaybettiğimizi,... more
Tuzla’yı, Davutpaşa’yı, Karadon faciasını, saatli bomba asbestin etkilerini anlamak için kılavuz bir kitap. Usta sosyolog Thébaud-Mony hepimizin bir politika olarak uygulanan güvencesizleştirme ile nasıl sağlık ve canımızı kaybettiğimizi, Fransa, İtalya, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika, Kanada’dan somut örneklerle anlatıyor. Sırf iş güvenliği uzmanları için değil, güvenceli güvencesiz, evde, işyerinde, kadın, erkek, Türkiyeli, göçmen çalışma hayatının içindeki herkes için bir ‘YANGIN ALARMI’ veriyor bu kitap.
Download (.pdf)
Travailler_peut_nuire_Preface_Turc_2012_mars_Odman0.pdf
SUNUS_CalismakSagligaZararlidir_Odman2012_kisa.pdf
This article in Turkish is about the takeover process of the Istanbul Bilgi University by a for-profit university company, namely Laureate Education Inc between 2007 and 2011. This takeover has triggered a radical restructuration of the... more
This article in Turkish is about the takeover process of the Istanbul Bilgi University by a for-profit university company, namely Laureate Education Inc between 2007 and 2011. This takeover has triggered a radical restructuration of the university formerly known for its focus on humanities. But this brusk take-over has also triggered a joint unionization movement by academic staff, administrative staff and the blue collar workers of the university. This article deals firstly with the rather recent phenomenon of the 'for profit university' and its relationships with the finance-led capitalism and the re-regulatory state. Furthermore it explores into the concrete relationships of Laureate Education Inc. with the Istanbul Bilgi University. It concludes with an overall description of the first unionization movement at a foundation university in Turkey, its aims, methods, struggles within and shortcomings.


-----

2011 senesi içinde yeni YÖK Yasası’nın da müstakbel şeklinin emareleri belirmeye başladı. Açıklandığına göre üniversite yapısı, ‘kamu, vakıf ve kâr amaçlı’ olarak üçlü saçayağına oturtulacak, kâr amaçlı şirketlerin üniversite yatırımı yapabilmesinin önü açılacak. Bu yeni durumda Bilgi’deki ilk kâr amaçlı üniversitecilik deneyiminin somut olarak üniversitede bilginin üretim koşullarına, akademik özgürlüğe ve üniversite çalışanlarının çalışma koşullarına olan etkileri ivedilikle ve derinlikli olarak araştırılmayı bekliyor. Bu makale hem nispeten yeni bir fenomen olan 'kâr amaçlı üniversite şirketi'nin içinde büyüdüğü finansallaştırılmış kapitalizm ve re-regüle edici devlet ile ilişkilerini, hem bu üniversite şirketlerinin yarattığı akademik emeği analiz ediyor, hem de somut olarak Bilgi Üniversitesi'nin alanın hızla büyüyen önemli kâr amaçlı şirketlerinden biri olan Laureate tarafından devralınma sürecinin ana temayüllerini ve bu süreçte başlayan sendikaşma hareketinin ana hatlarını teorik bir çerçeveden bakarak çizmeye çalışıyor.
Download (.pdf)
"Bu yazı, 2008'den bu yana Tuzla Tersaneler Bölgesi başta olmak üzere, Türkiye'deki tersanelerde sermayenin yapısı, işçi sağlığı ve güvenliği, iş kazaları ve sendikal örgütlenme alanında yaşanan dönüşümlere dair bir ufak bilanço... more
"Bu yazı, 2008'den bu yana Tuzla Tersaneler Bölgesi başta olmak üzere, Türkiye'deki tersanelerde sermayenin yapısı, işçi sağlığı ve güvenliği, iş kazaları ve sendikal örgütlenme alanında yaşanan dönüşümlere dair bir ufak bilanço denemesidir.

"
Download (.docx)
The Tophane Quay from the Free Zone to the American Bazar: The Automotive Assembly Plant of Ford Motor Company Export Inc. in Istanbul (1925-1944) In the beginning of the 1920’s Ford Motor Company opted for the Tophane Quay in... more
The Tophane Quay from the Free Zone to the American Bazar:
The Automotive Assembly Plant of Ford Motor Company Export Inc. in Istanbul (1925-1944)


In the beginning of the 1920’s Ford Motor Company opted for the Tophane Quay in Istanbul as a nodal point within his internationalization strategy of its productive and sales facilities. The first Free Zone Law of the republican period, promulgated in 1927, was actually a prerequisite that Ford posed in the negotiation with the Turkish authorities within the context of  competition among production locations such as the port of Alexandria, Trieste and Pireaus. Finally Ford got exclusive free zone rights for its projected automotive plant in Istanbul by way of a special piece of legislation, called the Ford Law. Ford then transformed the entrepôts at the pier into a plant equipped with a assembly line capable of assembling cars, trucks, tractors and even airplanes. There it assembled between 1930 and 1933 around 10 thousand vehicles. This article nourishes from the Ford Company Archives in Dearborn and questions the rationale, size, territory, the Soviet markets that the production in Istanbul aimed at and its subsequent failure. The question about why the history of this first automotive plant, first moving assembly line for vehicles and the first free zone experience hasn’t been written so far is taken as an important clue about the most powerful approaches within the Early Republican historiography, namely the state-centric and linear approaches focusing mainly on ‘success stories’. Therefore it aims to contribute to this field by giving a modest example of a business history sensible of the global and spatial context.



Serbest Mıntıka’dan Amerikan Pazarına Tophane Rıhtımı:
FORD Motor Company Exports Inc., İstanbul Otomotiv Montaj Fabrikası (1925-1944)


1920’lerde dünyanın en büyük motorlu taşıt üreticisi olan Ford Motor Company, genişleyen üretken sermayesini yatıracak bir yer olarak Tophane Rıhtımı’nı seçti. 1927’de çıkan Serbest Mıntıka Kanunu da, Ford’un bu ‘üretken sermayesini uluslararasılaştırma’ stratejisi içerisinde İskenderiye, Trieste ve Pire limanları arasında yaptığı bir seçimde Istanbul’u seçmesi için genç Türkiye Cumhuriyeti’ne öne sürdüğü bir koşul idi. 1929’de çıkarılan ayrı bir kanun ile tam serbest bölge haklarını alan Ford, rıhtımdaki Seyri Sefain antropolarını seri üretim bandı teknolojisi ile otomobil, kamyon, traktör hatta uçak monte edebilecek bir fabrikaya dönüştürdü ve 1930 ila 1933 arasında burada 10bin’i aşkın motorlu taşıt monte etti. Ford Motor Company’nin şirket arşivlerinden faydalanılarak yazılan bu makale, bu yatırımın hem cesameti, hem aslî varlık nedeni olan Sovyet Rusya pazarlarının akibeti, hem de hezimetini anlatılmaya çalışılıyor. Bunu yaparken liberal kapitalist dönemin günbatımına şahit olan bu fabrikanın tarihinin niye şimdiye kadar yazılmamış olduğu, manalı bir tarihyazımı bilgisi olarak irdelenirken, devlet-merkezli ve çizgisel ‘başarı hikayelerine’ odaklanan cumhuriyet dönemi iktisat tarihi yaklaşımlarının yanında, mekansal ve küresel bağlama hassas bir işletme tarihi örneği verilmeye çabalanıyor.
Download (.pdf)
This is an article in English and Turkish which constitutes a small summary on the 'industrial heritage' part of my Ph.D. thesis on 'Ford Motor Company Export Inc. Istanbul. Assembing vehicles for the global market 1925-1944'. Photo... more
This is an article in English and Turkish which constitutes a small summary on the 'industrial heritage' part of my Ph.D. thesis on 'Ford Motor Company Export Inc. Istanbul. Assembing vehicles for the global market 1925-1944'.

Photo Credits (from the backmatter of the book):

p103:
The Ford Motor Company Archives in Dearborn/MI (copyright-protected material): AR*65-5 box24

p107:
Sketch Plan of the Assembly Plan, by Ahmet Sezgin

p109, 115, 117:
Ford Motor Company Export Inc. Istanbul. İstanbul’da Yeni Açılan Ford Fabrikası’na ve Çalışanlarına Ait Fotoğraflar. İstanbul: Ford Motor Company Export Inc. Istanbul, 1930. (Milli Kütüphane Koleksiyonu'nden - From the Collections of the Turkish National Library)

p113: Aslı Odman Archives on Tophane
Download (.pdf)
'Haliç Tersanesi yaşayan müze olacak?: Müze yaşar mı yaşamaz mı?' Haliç Tersanesi'nin 1995 yılında SİT alanı ilan edilmesinden sonra müze haline getirilmesine dair şu ana kadar pek çok proje söylentisi yayılmış. Haliç'i İstanbul'un ilk... more
'Haliç Tersanesi yaşayan müze olacak?: Müze yaşar mı yaşamaz mı?'

Haliç Tersanesi'nin 1995 yılında SİT alanı ilan edilmesinden sonra müze haline getirilmesine dair şu ana kadar pek çok proje söylentisi yayılmış. Haliç'i İstanbul'un ilk endüstri havzası olarak algılayabilen, buradaki endüstriyel alanları ise bütüncül bir anlayış içinde aralarında, mahalleleriyle ve su ile ilişkileri dahilinde ele alan ve kamu yararını gözeten bir proje yerine, tekil çıkarlari yansıtan bir proje kakafonisi  duyuluyor. Son iki müzeleştirme projesinin basındaki izi ise 2009'den kalma...
Download (.docx)
Gülbenkyan’n çırçır fabrikasına ne oldu? 6 ve 7 Kasım 2009 tarihlerinde, Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nde, ‘Adana 1909: Yüz Yıllık Bir Perspektiften Tarih, Bellek ve Kimlik’ başlığı altında atölye çalışmaları düzenlendi. Bu, 1909... more
Gülbenkyan’n çırçır fabrikasına ne oldu?

6 ve 7 Kasım 2009 tarihlerinde, Emirgan’daki Sakıp Sabancı Müzesi’nde, ‘Adana 1909: Yüz Yıllık Bir Perspektiften Tarih, Bellek ve Kimlik’ başlığı altında atölye çalışmaları düzenlendi. Bu, 1909 Adana olaylarının 100. yıldönümü rüzgarı ile düzenlenen beşinci konferanstı.  Bu atölye çalışmasında sunum yapan araştırmacılar, 1909 Adana olaylarına yaklaşırken kullandıkları metod, kavramlar, kaynaklar açısından farklılaşıyorlardı. Kimi kendi çalışma alanından (yüzyıl başında etnisite mühendisliği, görsel bellek, emek tarihi, mübadele, Jön Türk Devrimi sonrası tarih vs.) yola çıkarak 1909 Adana’sında olan bitenlere bakıyordu. Kimi aslen Osmanlı Ermeni’lerini çalıştığı için 1909’da Ermeni nüfusun ‘başına gelenleri’ araştırmaya başlamıştı. Bu farklara sunumları ele alırken değinmeye çalışacağım.
Download (.doc)
Abstract: This article deals with the relationship between flexible forms of employment and occupational accidents and it is based on the hypothesis that the work security is organically linked to the health and safety at the workplace.... more
Abstract:
This article deals with the relationship between flexible forms of employment and occupational accidents and it is based on the hypothesis that the work security is organically linked to the health and safety at the workplace. Scrutinizing mainly the shipbuilding industry in Turkey, it analyses in depth the new Regulation on the Subcontracting Agreement and the amendments done to the regulations concerning the institutional infrastructure of health and safety at workplace within the Law. Nr. 5763. It also gives some international comparative statistics on occupational accidents from different shipbuilding regions. The article also sets itself the aim to analyse the regulation and application of temporary work and the fixed term contract which are said to be alternatives to the currently predominant employment relationship at the shipyards, i.e. the subcontracting contract. By doing this, it gives examples from the German Labour Law on forms of flexible employment, the working conditions of temporary workers and the current critique of the German trade unions.

Keywords: Shipyard, Tuzla, Subcontracting, Amendments to the Turkish Labour Law, Shipbuilding Industry in Germany, Occupational Accidents, Temporary Work, Fixed Term Contract, Precariat

Özet:
Bu makale iş güvencesi ve işçi sağlığı/iş güvenliği alanlarının birbirinden ayrılamayacağı tezinden yola çıkarak, özellikle Türkiye ve Almanya İş Kanun’larında yer alan esnek istihdam formları ile iş güvenliği sicilini yan yana irdelemektedir. Türkiye’de son dönemde seri ölümlü iş kazalarına maruz kalan gemi inşa sanayiinden yola çıkarak, Yeni Alt İşverenlik Yönetmeliği ve “İstihdam Paketi” adı altında İş Kanunu’nda getirilen değişikliklerden işçi sağlığı ve iş güvenliğinin kurumsal altyapısı ile ilgili olanlarını irdelemektedir. Aynı zamanda gemi inşa sanayiinde yaşanan iş kazaları hakkında dünyadan karşılaştırmalı istatistiklere de yer vermektedir. İçinde bulunduğumuz bu dönemde, Türkiye tersanelerindeki en baskın esnek istihdam formu olan alt işverenlik ilişkisinin yasaya aykırı olarak uygulandığı, geniş kamuoyunun bilgisi dâhiline girmiş ve bu forma alternatif olarak geçici işçilik ve belirli süreli iş sözleşmeleri dile getirilmeye başlamıştır. Makale bu düzenlemelerinin hukuki zeminini ve muhtemel uygulamaları da tersanelerdeki iş güvencesi bağlamında irdelemektedir. Bunu yaparken, Almanya’daki hukuki düzenlemeler, ödünç işçilerin çalışma koşulları ve sendikaların bunlara olan tepkilerinden örnekler vermektedir.

Anahtar Kelimeler: Tersane, Tuzla, Alt işverenlik Yönetmeliği, İstihdam Paketi, Alman Gemi İnşa Sanayi, İş Kazaları, Geçici İşçilik, Belirli Süreli İş Sözleşmesi, Prekarya
Download (.pdf)
"Covering and recovering the class at the Tuzla Shipbuilding Region / Turkey Nevra Akdemir / Aslı Odman This article tries to recover analytically the class relationships and analyze the way they are covered discursively at the... more
"Covering and recovering the class at the Tuzla Shipbuilding Region / Turkey
Nevra Akdemir / Aslı Odman

This article tries to recover analytically the class relationships and analyze the way they are covered discursively at the center of the Turkish Shipbuilding Industry in Tuzla / Istanbul. Since 2007 Tuzla has become the place of serial fatal occupational accidents that accompany the sudden explosion in the production numbers, which reminded a larger audience that the interest of shipyard employers and shipyard workers cannot be dealt with under the umbrella of an alleged ‘national development”. The article tries to draw meticulously the woven class relationships and conflicts into the concrete production space of the shipbuilding industry by way of a relational and spatial class analysis. Therein the class – bias of the current liberal conservative AKP regime, the formation conditions of the shipbuilding capital, the dominant flexible labor regime with subcontractors, the workers’ organizations in Tuzla are analyzed in detail. The re-production of the cultural identities of the workers is dealt with in connection with migration and the stratification at the workplace, fragmented into thousand pieces. Lastly, the issue of the increasing occupational accidents and professional illnesses is put into a more general framework of the globally flexibilized and precarious labor regime imposed onto large segments of population which establishes at the same time a common ground of understanding of the systemic dynamics and struggles."
Download (.pdf)
Die Schiffsbauindustrie in der Türkei ist heute zu etwa 90% (räumlich und produktionswertmäßig) an der Aydınlı Bucht in Tuzla zentralisiert. Tuzla ist somit auch der einzige Fall in der globalen Schiffsbauindustrie, wo der Sektor fast... more
Die Schiffsbauindustrie in der Türkei ist heute zu etwa 90% (räumlich und produktionswertmäßig) an der Aydınlı Bucht in Tuzla zentralisiert. Tuzla ist somit auch der einzige Fall in der globalen Schiffsbauindustrie, wo der Sektor fast völlig an einem Standort zentralisiert ist. Das Werden der Aydınlı Bucht zum Schiffsbaustandort ist eine Geschichte von mehreren Verschiebungen, im räumlichen, sozialen und metaphorischen Sinne. Auf diese Verschiebungen wollen wir eingehen, um die „Chronik der angekündigten Tode“ in Tuzla zu beleuchten.
Download (.pdf)
jmenn3b2lby0fwg.pdf
Perspektiven_Odman.pdf
Download (.pdf)
Acaba Meksika kadar ‘uzak’ ve ‘bilinmez’ bir ülkede ‘Osmanlı Saat Kulesi’ ne arar? Bu ‘mütevazı’ haliyle bu sorunun ilgi uyandırması ne kadar doğal değil mi? Ve bu soruya cevap arama şekillerinin, sorunun cevabından çok, cevabı arayanın... more
Acaba Meksika kadar ‘uzak’ ve ‘bilinmez’ bir ülkede ‘Osmanlı Saat Kulesi’ ne arar? Bu ‘mütevazı’ haliyle bu sorunun ilgi uyandırması ne kadar doğal değil mi? Ve bu soruya cevap arama şekillerinin, sorunun cevabından çok, cevabı arayanın zihniyet dünyasını ele vermesi, bu zihniyet dünyasının ise tevazudan uzak olması? Onlar da doğal mı?

Melih Aşık, Ondokuz Ocak 2007 tarihli Milliyet gazetesindeki köşesinde, kaynak göstermeden aşağıdaki ‘Osmanlı Saati...’ adlı notu düşüvermiş.
Download (.pdf)
Das ist eine Schlagzeile aus dem Kurier vom 23. Juli. Die Schlagzeilen in den österreichischen Zeitschriften vor und nach den vorgezogenen Parlementswahlen in der Türkei am 22. Juli waren voll von solchen Interpretationsversuchen über das... more
Das ist eine Schlagzeile aus dem Kurier vom 23. Juli. Die Schlagzeilen in den österreichischen Zeitschriften vor und nach den vorgezogenen Parlementswahlen in der Türkei am 22. Juli waren voll von solchen Interpretationsversuchen über das Militär in der Türkei. Die meisten dieser Artikel stellten den immerwährenden Einfluss des Militärs als ein Adaptationsmangel des türkischen politischen Systems an die Notwendigkeiten des zeitgemässen Politikmachens dar, welche von einer Annahme des ‚vollkommenen politischen Modells EU’ abgeleitet werden. Wenige Schlagzeilen gaben jedoch so offen wie die obige einen Wissensmangel über diese Institution offen zu. Überwiegend gehen journalistische Erklärungsversuche von einem Kulturkampf zwischen der laizistischen Armee und der islamistischen Regierung aus. Der offizielle Diskurs der türkischen Armee, die Hüterin des Kemalismus, der gemeinsamen nationelen Interessen und der laizistischen Verfassung zu sein und über und jenseits der Politik und Klassen zu stehen , wird dabei als bare Münze angenommen. Jedoch legitimieren auch die Repräsentationsorgane der türkischen Armee ihre Interventionen in die Politik damit, dass sie als ‚Hüterin des Laizismus und Kemalismus’ über der Politik stehen. Dass dem nicht so ist, also dass die türkische Armee weder eine anachronische Erscheinung war und ist, noch über den Klassen steht, will ich im Rahmen dieses kurzen Textes anhand von zwei Perioden zeigen.
Download (.doc)
Die Regulationstheorie hat als Geburtsstätte Frankreich. Es wäre nicht übertrieben, zu behaupten, sie sei aus den Geburtswehen des Mai 1968 entstanden, im Laufe der krisenhaften 1970’er sozialisiert worden und Anfang der 1980’er ihre... more
Die Regulationstheorie hat als Geburtsstätte Frankreich. Es wäre nicht übertrieben, zu behaupten, sie sei aus den Geburtswehen des Mai 1968 entstanden, im Laufe der krisenhaften  1970’er sozialisiert worden und Anfang der 1980’er ihre ersten reifen Werke hervorgebracht .

Die österreichischen Beiträge zur kritischen Rekonstruktion der Regulationsschule hat Wien als Geburtsstätte. Es wäre nicht übertrieben, zu behaupten, sie seien aus den krisenhaften Prozessen am Ende der austrokeynesianischen gesellschaftlichen Übereinstimmung entstanden. Die Erfahrungen, dass Österreich die Rolle des östlichen Bastillons im Rahmen der Systemkonkurrenz zwischen der USA-UdSSR abhanden kam, die ehemaligen territorialen Einheiten von realsozialistischem Osteuropa (Tschoslowakei und Jugoslawien) endgültig auseinandergingen und die anachronisch klingenden, aber doch neuen Rechten in Österreich bis zur Regierungsbeteiligung in 2000 aufstiegen (Becker 2000), haben die Inhalte der kritischen Weiterentwicklung des Regulationsansatzes durch die österreichischen Regulationistinnen stark beeinflusst.
Download (.pdf)
Kapitalizmin yapısal analiz kavramlarının tartışılması, bu kavramlarla yapılan Türkiye’ye dair tarihsel ve güncel analizleri içeren bu üç cilt içerisinde Meksika başlıklı bir yazıyı görmek sizleri şaşırtmış olabilir. Ben de, Türkiye’de... more
Kapitalizmin yapısal analiz kavramlarının tartışılması, bu kavramlarla yapılan Türkiye’ye dair tarihsel ve güncel analizleri içeren bu üç cilt içerisinde Meksika başlıklı bir yazıyı görmek sizleri şaşırtmış olabilir. Ben de, Türkiye’de üniversite öğrencisi sosyalizasyonundan nasibini almadan uzun süre Viyana’da siyasi bilimler ve ekonomi eğitimi yapıp, ‘Çevre Ülkelerde İktisadi Milliyetçiliğin Kökenleri, Görüngüleri ve Dönüşümleri: Türkiye’de Devletçilik ve Meksika’da Populizm Karşılaştırması 1910-1940’  konulu bir yüksek lisans tezi bitirip, tez ardından da bir süre Meksika’da çalıştıktan sonra İstanbul’a akademik iş arayışlarıyla döndüğümde, daha o sene yeni yeni oluşmakta olan Küçükkuyu grubunda bu kadar çabuk hassasiyetlerime ortak bir dil bulduğumda şaşırıp, şansıma teşekkür etmiştim. Tez işlerine atılmış, tez de olmasa üzerinden atmış pekçok arkadaş gibi, tezin sonunda çıkan sonucun işlemek istediğim soruların ancak tadımlık bir kısmını işleyebilmiş, nihayetinde beni bu işe ilk girdiğim zamandan daha fazla soruyla başbaşa bıraktığını farketmiştim. Dördüncü senesine girmiş Küçükkuyu birlikteliğinde bulduğumu hissettiğim ortaklıklar doğrudan tez konusunun seçilmesi, işlenmesi, sonrasında yarattığı sorular ve devam eden ortak çalışmalarla ilgili. Bu yüzden burada size ilk Küçükkuyu buluşması (2003 Eylül) ve bu gruptan arkadaşlarla Aralık 2003’de Ankara Türk Sosyal Bilimler Derneği Kongresinde yaptığımız sunuşun, deneme tarzında, referanssız kaleme alınmış küçük bir özetini vermeye çalışırken, yazı konusunu, tartışma ortamlarımızdan ayırmadan iletmeye çalışacağım. Umarım ‘ortak hassasiyetler’ derken ne demek istediğim, ortak hassasiyetlerin getirdiği duygusallıktan kaybetmeden yazının somut konusunda billurlaşır. Bunun için, önce ağırlıklı olarak ya kavramsal ya da Türkiye’ye dair çalışmalardan oluşan Küçükkuyu ciltleri içinde Meksika’nın işi ne sorusuyla başlamak istiyorum:
Download (.doc)
Das Habsburger und Osmanische Reich sind beide zum etwa selben Zeitpunkt nach dem 1. Weltkrieg aufgelöst worden. Beide Reiche legitimierten sich dynastisch, hatten einen multi-ethnischen und –konfessionellen Charakter und umfassten einen... more
Das Habsburger und Osmanische Reich sind beide zum etwa selben Zeitpunkt nach dem 1. Weltkrieg aufgelöst worden. Beide Reiche legitimierten sich dynastisch, hatten einen multi-ethnischen und –konfessionellen Charakter und umfassten einen großen Wirtschaftsraum. Jedoch unterschieden sie sich im Grad der Durchkapitalisierung der Wirtschaft und der Ausprägung von Elementen einer liberal-bürgerlichen Staatlichkeit, hinsichtlich der Sozialstruktur, der Art innerer Grenzziehungen und ihrer internationalen Stellung. Diese Ähnlichkeiten und Unterschiede machen einen Vergleich der Reichsauflösung sehr interessant...
Download (.doc)
How do political islam and militant liberalism complement each other? How can we analyse the electoral success and the first policy steps of AKP, the Justice and Development Party in Turkey?
Download (.pdf)
Inhalt Die polit-ökonomische Entwicklung der Türkei seit 1980 Finanzmarktliberalisierung, Verschuldung und Finanzkrisen Krise der Politik und Aufstieg rechtspopulistischer Parteien Das Verhältnis Türkei - EU Arbeitsblätter Was hat... more
Inhalt
Die polit-ökonomische Entwicklung der Türkei seit 1980
Finanzmarktliberalisierung, Verschuldung und Finanzkrisen
Krise der Politik und Aufstieg rechtspopulistischer Parteien
Das Verhältnis Türkei - EU

Arbeitsblätter
Was hat Argentinien mit der Türkei zu tun? Finanzkrisen in der Peripherie
Die Auslandsverschuldung des türkischen Staates
Unischere Beschäftigung als Folge der Liberalisierungspolitik
Lokaler Widerstand gegen die Globalisierung: das Beispiel von Bergama
Die Deregulierung der türkischen Landwirtschaft
Landwirtschaftliche Monokultur und Exportabhängigkeit: das Beispiel Haselnüsse
Die exportorientierte Entwicklungsstrategie in den 80er Jahren
Die Parlamentswahlen in der Türkei vom November 2002
Informal economy covers all activities which are not regulated by the state. Nevertheless, Turkey's experience with structural adjustment since 1980 shows that the state played an active role in the expansion of the informal economy.... more
Informal economy covers all activities which are not regulated by the state. Nevertheless, Turkey's experience with structural adjustment since 1980 shows that the state played an active role in the expansion of the informal economy. Alterations in the legal framework as well as changes in the policy parameters of the economic activity enforced informalization in the labour and housing markets.
Download (.pdf)
Spätestens seit den Wahlerfolgen der islamistischen Wohlfahrtspartei ab 1994 spricht man von einem Aufstieg des politischen Islam in der Türkei. In diesem Artikel wird ein kritischer Blick auf zwei Ansätze geworfen, die dieses Phänomen zu... more
Spätestens seit den Wahlerfolgen der islamistischen Wohlfahrtspartei ab 1994 spricht man von einem Aufstieg des politischen Islam in der Türkei. In diesem Artikel wird ein kritischer Blick auf zwei Ansätze geworfen, die dieses Phänomen zu erklären versuchen. Einerseits werden orientalistische Positionen analysiert, die die Entwicklung in der Türkei unter dem Stichwort "religiöser Fundamentalismus" abhandeln und dabei auf einem unversöhnbaren Unterschied zwischen dem "fortschrittlichen Westen" und "atavistischen Orient" aufbauen. Exemplarisch für diese Herangehensweise werden Zeitungsartikel aus den österreichischen Medien untersucht, in denen über die Zollunionsverhandlungen zwischen der EU und der Türkei ende 1995 berichtet wird. Als zweites wird die Interpretation der islamistischen Bewegung als Identitätspolitik durch eine gruppe vo türkischen liberalen Intellektuellen näher betrachtet. Anhand ihrer repräsentativen Werke werden die gemeinsamen Züge herausgearbeitet, wobei sich herausstellt, daß auch diesen ein ahistorischer Dualismus "Staat vs. Zivilgesellschaft" zugrunde liegt. Schließlich wird ausgehend von dieser Kritik und Gramscis Theorie der Hegemonie der Versuch unternommen, einen alternativen Erklärungsansatz zu entwickeln. Dieser soll anhand zweier Phänomene des Politischen Islams, einerseits des islamistischen Industriellen- und Unternehmerverbandes (MÜSIAD) und andererseits der nach 1980 propagierten "Türkisch-Islamischen Synthese", die komplexen Zusammenhänge zwischen der ökonomischen, politischen und kulturellen Ebene verdeutlicht.
Download (.doc)
This is a talk turned into an article made on the 24th of september, 2017 at the ITO, Istanbul Medical Chamber/Turkey. It was a workshop organized by the People's Democratic Party/Turkey (HDP) on the work-related accidents, diseases and... more
This is a talk turned into an article made on the 24th of september, 2017 at the ITO, Istanbul Medical Chamber/Turkey. It was a workshop organized by the People's Democratic Party/Turkey (HDP) on the work-related accidents, diseases and catastrophes. The talk addresses the human cost of the organization of work in Turkey, taking at least 30 lives each day in work-related accidents, diseases and suicides. It analyzes the hegemonic concepts with which this human cost is disguised and suggests new, critical concepts of analysis, political agenda and change.
Download (.pdf)
This presentation was prepared for the ANNUAL GENERAL MEETING (AGM) NGO Shipbreaking Platform (www.shipbreaking.org) in Izmir, Turkey on the 2 - 4 June. 2015. It deals with occupational health and safety and environmental challenges... more
This presentation was prepared for the ANNUAL GENERAL MEETING (AGM) NGO Shipbreaking Platform (www.shipbreaking.org)  in  Izmir, Turkey on the 2 - 4 June. 2015. It deals with occupational health and safety and environmental challenges that the Aliağa Shipbreaking Region faces.
Research Interests:
Download (.pdf)
ngo_shipbreaking_odman_2015_06_04.pdf
report_aliaga_turkey_note_odman.docx
Ezcümle, 21. yüzyılda hem doğa, hem kent, hem de emek ‘daha değerliler’, daha yoğun bir değer yaratma sürecindeler. Kıyılmaları da bundandır. Değerlenme sürecinin çatı ismi günümüzde ‘kalkınma’. Kalkınma da, kıyımsız olmuyor. Kalkınma da,... more
Ezcümle, 21. yüzyılda hem doğa, hem kent, hem de emek ‘daha değerliler’, daha yoğun bir değer yaratma sürecindeler. Kıyılmaları da bundandır. Değerlenme sürecinin çatı ismi günümüzde ‘kalkınma’. Kalkınma da, kıyımsız olmuyor. Kalkınma da, kendi bağrında kıyılanlara adalet arayışı olmadan olmuyor. Türkiye’yi 13 senedir tek sesle, ‘kıyımına’ yöneten partinin isminin işte bu yüzden tasadüfi olmadığını, iyi bir imaj stratejisi ile toplumsal bilinçaltımıza seslendiğini düşünüyorum: Adalet ve Kalkınma Partisi.  Sorunun, zeminin kendisi bizatihi ‘bu değerler yaratma süreci’ iken, onu ‘medeni, gelişmiş, ilerlemiş, modern’ kisveleri altında tarihsizleştirip, olumlamayalım diyorum. Bu yüzden kavramlarımızı, ‘değer’den çıkarıp, yaşam, can ve anlamla ikame etmeyi öneriyorum.
Download (.pdf)
Bu sunum, 2000’lerden sonra kentte izlerini çok daha ısrarcı bir şekilde bırakmaya başlayan, mitik bir Osmanlı geçmişini ‘hortlatan’, neo-osmanist ihya projelerinin, nasıl bir hatırlama ve unutma rejimi üzerine kurulduğu hakkındadır.... more
Bu sunum, 2000’lerden sonra kentte izlerini çok daha ısrarcı bir şekilde bırakmaya başlayan, mitik bir Osmanlı geçmişini ‘hortlatan’, neo-osmanist ihya projelerinin, nasıl bir hatırlama ve unutma rejimi üzerine kurulduğu hakkındadır. Topçu Kışlası, İmalathane-i Âmire, Topkapı Şehir Parkı içindeki Panorama 1453 Fetih Müzesi, envai çeşit Osmanlı atıflı kamu-özel ortaklığı elinden çıkan projeler ve bu akımın açtığı yoldan ilerleyen Osmanlı Sarayları, Osmanlı Konakları, Ottomare, Historia vs. gibi özel site ve AVM projelerinin, tarihe verdiği bu ayrıcalıklı, hatta ‘seçkinci’ referans acaba neyin alâmetidir? Bu tarihsel fantazmagoryalar veya ‘mitik tarih’, uzun bir gelecek vurgulu modernist dönemden sonra, neden kentte bu kadar geçer akçe haline gelmiştir? Tarih/bellek-mekan-siyaset ilişkisinin nasıl işlediğine dair yaratıcı kavrama çerçevelerinden biri Pasajlar eserinin müellifi Walter Benjamin’den, İki Dünya Savaşı arasındaki kriz döneminde geliştirilmiştir. Taksim’i oluşturan tarihsel katmanlara dair ortalıktaki pek çok tozu kaldırmış ve aynı zamanda ‘tozu dumana katmış’ olan Gezi Direnişi süreci vesilesi ve Benjamin’in diyalektik imgelemleri yardımı ile, kentteki tarih katmanlarının iktidarlar eliyle seçici, çizgisel ve ilerlemeci olarak kurgulanmasına/zikredilmesine alternatif bir tarihsel bakış hakkında artık konuşabilir miyiz? Eğer konuşabilirsek, bu tarihsel bakışın olmazsa olmazları ne olmalıdır? Bu perspektifle daha önce kimsenin sahip çıkıp, ‘tarihini anlatmadığı’ hangi dönemler, mekan işlevleri anlatılabilir hale gelecektir? Bu yeni tarih kesitleri, klasik zaman çizelgesi şeklinde kurgulanan mekan-işlev anlatılarıyla nasıl bir ilişki içerisindedir?

Bu sunum çerçevesinde Taksim'in mekansal hafizasının kara deliklerinden biri olan 1926/27-1931 seneleri arasında bugünkü İTÜ Taşkışla, zamanın atıl durumda olan Mecidiye Kışlası'nın bir kısmında Japon Sermayesi tarafından açılmış ve genç Cumhuriyet siyasetçilerinin aktif desteği ile işletilmiş eroin fabrikasına, yani Orient Products Co.'ya dair bilgiler de paylaşılamaya çalışılacaktır.
Download (.pdf)
Odman_Perouse_Gezidensonra_2013_10_03_edit.pdf
Odman_GezidenSonra_2014_03_10.pdf
Download (.pdf)
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ:
TÜRKİYE’DE EMEK, GENÇLİK, KADIN VE GÖÇMENLİK PERSPEKTİFLERİNDEN ACİLEN KURULMASI GEREKEN BİR GÜNDEM
Download (.pdf)
"...Hrant Dink’in biraraya getirmek isteyeceği göç hikayelerini Tuzla’da dinlemek, Hrant Dink’in anısına yapılan bu atölye çalışmasını Tuzla’da gerçekleştirmek -bu ‘ulvi tesadüf’ diyelim- işte bu yüzden de önemli ve sahip çıkılası…Karin... more
"...Hrant Dink’in biraraya getirmek isteyeceği göç hikayelerini Tuzla’da dinlemek, Hrant Dink’in anısına yapılan bu atölye çalışmasını Tuzla’da gerçekleştirmek -bu ‘ulvi tesadüf’ diyelim-  işte bu yüzden de önemli ve sahip çıkılası…Karin Karakaşlı’nın fısıldadığı gibi ‘lal zamanları söze nadas kılan bağ adam’ın’ (2)acı dili dramatik değil, epik idi, o bir hikaye anlatıcısı idi. Hrant Dink’in, hikayeleri kutuplaştırmayıcı, duyguları yarıştırmayıcı, düşman yaratmayıcı, acıları ne müzeleştirici, ne de kovuşturucu dili; ortak dertte, bugünde, bu mekânda birleştirici ruhu ve bedeninin şekillendiği yerlerden biri Tuzla. Mekânların belleği vardır ve onu okumak isteyenlere kapılarını açarlar.

Tuzla Ermeni Yetimhane’sine el koyuldu. Bugün metruk bir bina. Binanın şimdi metruk olması, orada yaratılan belleği silmiş mi? Tuzla’daki Kamp Armen’de büyümüş çocuklar bu sene 27 Nisan’da Almanya’dan, İstanbul’dan, İsviçre’den gelip eski hanelerini görmek için Tuzla’ya yola koyulmuşlar. Yazmışlar ki:..."
Download (.pdf)
This talk is a short summary of the record of #Turkey in terms of 'human cost of economic development', i.e. in the field of workers' health and safety. It tries make sense of a labor reality where at least 20-30 people die each and every... more
This talk is a short summary of the record of #Turkey in terms of 'human cost of economic development', i.e. in the field of workers' health and safety. It tries make sense of a labor reality where at least 20-30 people die each and every day because of work and gives a first insight into the actors and struggles in the field. This talk was held as part of the opening plenary of the yearly conference of Hazards Campaign (http://www.hazardscampaign.org.uk/) in Keele / UK, on the 27th of July, 2018.
Research Interests:
Download (.pptx)
In the early 1920’s when Ford Motor Company had planned to invest in Istanbul, it had already internationalized its industrial capital over six continents. In February 1929, when it received the permission to establish an assembly plant... more
In the early 1920’s when Ford Motor Company had planned to invest in Istanbul, it had already internationalized its industrial capital over six continents. In February 1929, when it received the permission to establish an assembly plant from the Government of Turkish Republic, it had already established 36 assembly plants all over the world, all with access to the sea which assembled the T-Model Fords, which was managed from the main centre in Detroit. This paper scrutinizes the ways and scope Ford Motor Company opted to transfer know-how and technology to its international assembly plants in a selective way when aiming to produce the 'World Car'. Geographically it will concentrate on the technology transfer within the framework of the free zone agreement with Turkey, compared with the technical assistance agreement with the U.S.S.R. Those two stories of technology transfer did indeed were part of an entangled history of the internationalization of the productive capital of FMC.
Download (.pptx)
Two presentations made on what is the dynamics of Academics for Peace in Turkey. 1. Within the framework of the Conference on 'Commercialization, health services and academic freedom | Ticarileşme, Sağlık Hizmetleri ve Akademik Özgürlük'... more
Two presentations made on what is the dynamics of Academics for Peace in Turkey.
1. Within the framework of the Conference on 'Commercialization, health services and academic freedom | Ticarileşme, Sağlık Hizmetleri ve Akademik Özgürlük'  of the International Association for Health Policy, on the 15 of January, 2017 in Istanbul. All presentations of the conference in both languages can be found under: https://iahponline.wordpress.com/2017/03/08/workshop/

2. A public talk (Podiumsdiskussion) organized by the Vienna Institute for International Dialogue and Cooperation on the 29th of March, 2017: http://www.vidc.org/en/topics/global-dialogue/2017/for-justice-and-freedom/
Download (.pptx)
IAHPE_Academics_for_Peace_Jan2017.pptx
Odman_Vidc_2017_03_29.pptx
BAK_IAHPE_Ocak_eng.pptx
DİSK 1. Uluslararası İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kongresi'nde 27 Kasım 2016'da yapılan sunum.
Download (.pptx)
Boğaziçi Üniversitesi Soma Dayanışması'nın 3. Soma Katliamı anmasına yapılan toplantıdaki 'deklare edilmemiş olağanüstü hal olarak iş cinayetleri'nin serencamı, kök nedenleri hakkındaki sunumu, 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisi... more
Boğaziçi Üniversitesi Soma Dayanışması'nın 3. Soma Katliamı anmasına yapılan toplantıdaki 'deklare edilmemiş olağanüstü hal olarak iş cinayetleri'nin serencamı, kök nedenleri hakkındaki sunumu, 'Bu Suça Ortak Olmayacağız' bildirisi imzacıların içinden geçtiği 'akademide olağanüstü' hal ile birleştirerek analiz etmeye çalıştığım, 'Kocaeli Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi Sempozyumu'nda verdiğim tebliğin özeti ile birleştirerek yüklüyorum.
'Akademi içi ve dışındaki işyerlerinde olağanüstü hal'

21 Mayıs 2016, Taner Yelkenci Hukuk ve Devlet Teorisi Sempozyumu, Kocaeli

Walter Benjamin'in belirttiği üzere, yaşadığımız "olağanüstü hal", istisna değil kuraldır. Olağanüstü hale karar verme gücü, iktidarın en öz tanımıdır. Akademi içi ve dışındaki işyerleri veya "büyük bir şirket gibi yönetilen" ulus-devlette, iktidarı ve ölçeğini tam da  "olağanüstü hali" tanımladığı anda seçebiliriz. İktidar ile karşılaşılan tüm an ve mekanlar, hakim güç ilişkilerini deneyimleye imkanı sunar.


Bugün iş cinayetlerinde, her yeni gün onlarca insan hayatını 'rutin olarak', kendini tekrar eden neden ve şekilde kaybediyor. İş kazaları, meslek hastalıkları ve işyeri intiharları kaynaklı, sistematik can kayıplarını "olağan çalışma barışı hali" olarak tanımlayabilen yine hakim iktidar yapısıdır. İktidar, çalışma yaşamında ölümü, hukukuyla, söylemi ile, veri tutmayarak, baskıyla olağanlaştırır.


Fiili durumlarla oluşturulan güvencesizlik, adım adım hukuki kılıf içine çekilir, yani süreç hukuksallaştırılırken, süreç parçacıklı yasa patlaması şokları içinde yönetilir.  Ekonomik, sosyal, psikolojik düzeylerde cisimleşen güvencesizlik olgusunun diğer yüzünde -yine hukuk aracılığıyla- güvenlilikleştirme olgusu yer alır. İktidar, toplumsal ilişkilerin kılcal damarlarına kadar uzanan yapısı nedeniyle her alanda güvenlilikleştirmeye yönelir. Politik savaş konseptinde "iç savaş" formuna bürünen güvenlilikleştirme akademi gibi görece korunaklı işyerlerine dek uzanır. İnşa edilen güvenlik paradigmasında katalog suçların tanımı fiili olarak genişletilerek düşünce ve ifade hürriyeti gibi anayasal bir hak, suç kapsamına alınır. Bir örneğini sıkıyönetim pratiği olarak özel güvenlikli askeri bölgelere karşı imza kampanyası düzenleyen, hazırladıkları bildiride "bu suça ortak olmayacağız" şeklinde politik-rasyonel-legal tutumlarını sergileyen akademisyenleri hedef alan operasyonlardan deneyimleyebilmekteyiz.


Devlet aygıtı, Kamu’nun güvenliğini neyin tehdit ederek olağanüstü bir hal yarattığını tanımlayarak, legal bir reaksiyonu kriminalize etmiştir. Gözaltı, ev baskını, tutuklama, işten çıkarma, memuriyetten men gibi ceza ve kovuşturma usullerine dek uzanan yasal "rutin", akademi dışından içine doğru her yerin güvenlilikleştirilmesinin bir sonucudur. Akademiyi topyekun "olağanüstü sürece" sokan bu süreç, bir yandan da işyeri olarak akademide olağanlaştırılmış baskı ve ihlallerin yoğunlaştırılmış bir devamıdır da. Bu olağanüstü saldırı da akademi içindeki sınıf ve statü farklarını (kamu-vakıf, metropol-taşra, elit-düz, sosyokültürel sermayesi yüksek-düşük üniversiteler) ilk defa bu kadar görünür ve paylaşılır kılmıştır.



Bu tebliğde, akademi içi ve dışı işyerlerinde yaşanan "gündelik savaşı" tanımlayan ilişkisel kavramsal çerçeve oluşturularak, bugün Bölgede yaşanan savaştan akademiye uzanan "savaşa" kadar güvencesizleştirme ve  güvenlilikleştirme sürecinin analizi yapılacaktır.
Research Interests:
Download (.pptx)
Presenting a summary of recent research on why workers die in such a serial way, the structural reasons, the structures of responsability, suggestions for change at the 14th annual summit of GYODER (the Association of Real Estate... more
Presenting a summary of recent research on why workers die in such a serial way, the structural reasons, the structures of responsability, suggestions for change at the 14th annual summit of  GYODER (the Association of Real Estate Investment Companies) in 2014.
Download (.pptx)
Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü, Kocaeli Barosu ve Türkiye Barolar Birliği'nin, Yargıtay Hukuk Dairesi Hakimleri ile düzenledikleri 'Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları' VI. Sempozyumu'nda yapılan sunumdur. İşçi Sağlığı ve İş... more
Kocaeli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü, Kocaeli Barosu ve Türkiye Barolar Birliği'nin, Yargıtay Hukuk Dairesi Hakimleri ile düzenledikleri 'Çalışma Yaşamının Güncel Sorunları' VI. Sempozyumu'nda yapılan sunumdur. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği'nin neden bir 'kamu güvenliği' sorunu olduğunu ele alır. Fransa, İtalya ve ABD'de iş kazası ve meslek hastalıkları Ceza Davaları'nda 'kamu güvenliği' mantığına uygun sonuçlanmış davaların gerekçeli kararlarını irdeler.
Download (.pptx)
Ozgur_Universite_Odman_2014_02_01.pptx
odman_kocaeli_2015_05_09.pptx
Vakıf Üniversitesi Emekçileri Dayanışma Ağı VÜEDA ve Eğitim-Sen İstanbul 6. Üniversiteler Şubesi'nin de içinde olduğu Üniversitelerarası Dayanışma Platformu'nun Düzenlediği 'Bilim Kimin?' Sempozyumu'nda verilen bildiri
Download (.pptx)
"KALKINMA VE KIYIM: DOĞA, KENT, TARİH, İNSAN NEREYE?" PANELİ ANA FİKRİ: DOĞA, KENT, TARİH VE İNSANIN İNSAN ELİYLE KIYIMA UĞRAMASI, KAPİTALİST ÜRETİMİN ORTAYA ÇIKARDIĞI ÜRETİM GÜÇLERİ DAHİLİNDE ARTIK HEM DAHA AZ KABUL EDİLEBİLİR, HEM... more
"KALKINMA VE KIYIM: DOĞA, KENT, TARİH, İNSAN NEREYE?" PANELİ ANA FİKRİ:

DOĞA, KENT, TARİH VE İNSANIN İNSAN ELİYLE KIYIMA UĞRAMASI, KAPİTALİST ÜRETİMİN ORTAYA ÇIKARDIĞI ÜRETİM GÜÇLERİ DAHİLİNDE ARTIK HEM DAHA AZ KABUL EDİLEBİLİR, HEM ÇOK DAHA YIKICI.

HEM KAYIP/KIYIM ANINDA, HEM DE CAN HAVLİ İLE VERİLEN YAŞAM ALANI MÜCADELELERİNDE BU DÖRT ALAN İÇERİSİNDEKİ ORTAKLIKLAR GÖRÜNÜR OLUYOR.

"
Download (.pdf)
iktisatcilar_haftasi_odman_2015_04_30.pdf
2014_04_28_TTB_Odman.pptx
A. This is the ppp of a speech delivered at the 1. Symposium on the International Reception of Walter Benjamin, organized and hosted by Akademie der Künste, Walter Benjamin Archiv in Berlin. The talk is in German. It also includes an... more
A. This is the ppp of a speech delivered at the 1. Symposium on the International Reception of Walter Benjamin, organized and hosted by Akademie der Künste, Walter Benjamin Archiv in Berlin. The talk is in German. It also includes an exhaustive bibliography of Walter Benjamin in Turkish, both translations of and all types of writings (monographies, thesis, blogs) on Walter Benjamin in Turkish. (19th of September, 2013).

B. A shorter version in English has been later added as a power point presentation of a panel speech for the opening of the exhibition 'Past, in Each of its Moments, be Citable', artists: Sezgi Abalı, Patrizia Bach, Doğu Çankaya, Juliane Eirich, Benjamin Maus, Lara Ögel, Neriman Polat, Çağrı Saray, Elena Tezak, Andreas Töpfer, Bilal Yılmaz.  The titel of the panel was 'Panel Benjamin Now', uniting Aslı Odman (Mimar Sinan University, Istanbul), Derya Özkan (Ludwig-Maximilian University, Munich), Meltem Ahıska (Boğaziçi University, Istanbul), and Susan Buck-Morss (CUNY Graduate Center, New York) discussing the importance and contemporaneity of Walter Benjamin’s work on history and the urban space, its critical implications, and, most importantly, what it means to read Benjamin in Istanbul today (1st of June,  2016).

C. A revised version of the actuality of Benjamin thesis on history relating to the initiation of the film archives by the Turkish Ministry of Culture was uploaded on the 23rd of November, 2018. The conference was co-organized by Şehir University, Department of Film and Television.
Download (.pdf)
Biblio_Benjamin_auf_Turkisch_2014_02_01.pdf
Odman_ADK_2013_09_19_edited.pdf
Download (.pdf)
"Bu sunum, fiilen esnekleştirilen emeğin çalışma hayatındaki somut koşulları ile hukuki durum arasındaki çelişkiler ve esnekleştirilmiş emek ile işçi sağlığı ve iş güvenliği arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Fiili çalışma hayatındaki... more
"Bu sunum, fiilen esnekleştirilen emeğin çalışma hayatındaki somut koşulları ile hukuki durum arasındaki çelişkiler ve esnekleştirilmiş emek ile işçi sağlığı ve iş güvenliği arasındaki ilişkiyi ele almaktadır. Fiili çalışma hayatındaki durumun, İş Hukuku ile arasındaki ilişkinin, olağanüstü / istisna hali ile kural / kaidenin tersine döndüğü bir ilişki teşkil ettiğini savlamaktadır. Bu durumun insan can ve sağlığına olan nasıl kastettiğini gemi inşa, nükleer, maden, inşaat ve sağlık sektörleri özelinde örneklemeye çalışmaktadır.

This talk is about the relationsships between  flexibilization of labor and occupational health and safety. It scrutinizes mostly on the form of 'subcontracting' which is the prevailing flexilibilization form in Turkey. It defends that the relationship between state of exception AND emergency and the rule of order has been reversed by the realities of the industrial relations in Turkey. "
Download (.pdf)
Download (.pdf)
Download (.pdf)
“Metalar Alemi” Bugün içinde yaşadığımız tek gerçek alem vardır, o da metalar alemidir. Bu alem kimliklerimizi, aidiyetlerimizi, ilişkilerimizi, kişiliklerimizi, varoluş tarzlarımızı, davranışlarımızı, umutlarımızı... belirlemekle... more
“Metalar Alemi”

Bugün içinde yaşadığımız tek gerçek alem vardır, o da metalar alemidir. Bu alem kimliklerimizi, aidiyetlerimizi, ilişkilerimizi, kişiliklerimizi, varoluş tarzlarımızı, davranışlarımızı, umutlarımızı... belirlemekle kalmaz, mevcudiyetimizin tüm koşullarını şeylerin diline tercüme ederek çözümler ve yeniden üretim sürecinin bir parçası olarak somutlaştırır. Dolayısıyla metanın icadından çok, metanın sürekli devinimini sağlayan aleme dikkat etmek ve o alemin insanlık tarihindeki kısa ama derin etkisine bakarak yeniden masumiyetimizi, otantikliğimizi, düşünüşümüzü, spontanlığımızı, seçimlerimizi değerlendirmek durumundayız.

Aslı Odman ve Demet Dinler, metalar aleminin kerametini ortaya koyarak, bu alem için olmazsa olmaz olanları gözler önüne serecekler. Ücretli emek bu alemin varlığı için olmazsa olmazlardan olduğu için Odman ve Dinler, ücretli emeğin terbiyesini tartışarak, ücretli emeğin görünümleri üzerine odaklanarak, metalar aleminin biçimleyici ve şeyleştirici niteliği ile başetmenin yollarını arayacaklar. Güncel ve herkesin malumu olan olgulardan hareketle, metalar aleminin ruhunun derinliklerine girecek ve ücretli emeğin hallerini anlamlı bir şekilde düşünmek için imkanlar bulmaya çalışacaklar.

Kocaeli Kültür Kolektifi Derneği organizasyonu ve Kafe Kedi ev sahipliğinde perşembe 19.00'da gerçekleşecek "Metalar Aleminin Kerameti: Ücretli Emeğin Terbiyesi" başlıklı halka açık panele tüm ilgi duyanlar ücretsiz katılabilir.
Download (.pptx)
Download (.pptx)
Bu sunum, Walter Benjamin muktedirlerin 'zafer alayını' andıran çizgisel zaman kurgusunu sekteye uğratmak derdiyle geliştirdiği 'diyalektik imgelem'lerin nasıl işlediğini, İstanbul'un son dönemindeki bazı mega konut ve müze projelerini... more
Bu sunum, Walter Benjamin muktedirlerin 'zafer alayını' andıran çizgisel zaman kurgusunu sekteye uğratmak derdiyle geliştirdiği 'diyalektik imgelem'lerin nasıl işlediğini, İstanbul'un son dönemindeki bazı mega konut ve müze projelerini (Boshorus City Sinpaş GYO Mega Projesi, Başakşehir Osmanlı ve Selçuklu Mahallesi, 1453 Panoramik Fetih Müzesi, Buzdan Tarih Müzesi) ele alarak irdelemeye çalışıyor. Bunu yaparken, 1930'ların CHP'sinden 2000'lerin AKP'sine 'muktedir çizgisel tarih ve iktidar sunumundaki' çarpıcı sürekliliğe dikkat çekmeye çalışıyor. Günümüzdeki fantazmagorik büyük yatırımların mütemmim cüzü olan neo-osmanizm (veya 'ottomania') ve replika kent imajlarının neden günümüz fantazmagoryasında gittikçe daha çok ortaya çıktığına dair sorular ortaya atmaya çalışıyor. Umarım yakında 'diyalektik imgelem' yaratabilen bir makaleye dönüşecek.
Download (.pptx)
Sabancı Üniverfsitesi'nin bir parçası olduğu Tuzla İlçesi'ndeki dinamikleri anlamak için, sınıf, mekan, toplumsal cinsiyet ve vatandaşlığa dair hangi dinamiklere, hangi kaynaklarla, hangi kavramlarla bakabiliriz?
Download (.ppt)
Soyut mekân, marka oluyor, sermaye birikiminin bir aşamasını oluşturuyor (camekan). Somut mekân, emek üzerinden biraraya gelme imkanını sağlıyor (emekân). Somut mekânı, emek mekânını, emekânı ciddiye almanın, örgütlenmenin sözünü oradan... more
Soyut mekân, marka oluyor, sermaye birikiminin bir aşamasını oluşturuyor (camekan). Somut mekân, emek üzerinden biraraya gelme imkanını sağlıyor (emekân). Somut mekânı, emek mekânını, emekânı ciddiye almanın, örgütlenmenin sözünü oradan türetmenin vakti geldi de geçiyor. Bunu Tuzla Tersaneler Bölgesi üzerinden anlatmayı denesek...
Download (.pptx)
This presentation in Turkish is about the takeover process of the Istanbul Bilgi University by a for-profit university company, namely Laureate Education Inc between 2007 and 2011. This takeover has triggered a radical restructuration of... more
This presentation in Turkish is about the takeover process of the Istanbul Bilgi University by a for-profit university company, namely Laureate Education Inc between 2007 and 2011. This takeover has triggered a radical restructuration of the university formerly known for its focus on humanities. But this brusk take-over has also triggered a joint unionization movement by academic staff, administrative staff and the blue collar workers of the university. This article deals firstly with the rather recent phenomenon of the 'for profit university' and its relationships with the finance-led capitalism and the re-regulatory state. Furthermore it explores into the concrete relationships of Laureate Education Inc. with the Istanbul Bilgi University. It concludes with an overall description of the first unionization movement at a foundation university in Turkey, its aims, methods, struggles within and shortcomings.


-----

2011 senesi içinde yeni YÖK Yasası’nın da müstakbel şeklinin emareleri belirmeye başladı. Açıklandığına göre üniversite yapısı, ‘kamu, vakıf ve kâr amaçlı’ olarak üçlü saçayağına oturtulacak, kâr amaçlı şirketlerin üniversite yatırımı yapabilmesinin önü açılacak. Bu yeni durumda Bilgi’deki ilk kâr amaçlı üniversitecilik deneyiminin somut olarak üniversitede bilginin üretim koşullarına, akademik özgürlüğe ve üniversite çalışanlarının çalışma koşullarına olan etkileri ivedilikle ve derinlikli olarak araştırılmayı bekliyor. Bu makale hem nispeten yeni bir fenomen olan 'kâr amaçlı üniversite şirketi'nin içinde büyüdüğü finansallaştırılmış kapitalizm ve re-regüle edici devlet ile ilişkilerini, hem bu üniversite şirketlerinin yarattığı akademik emeği analiz ediyor, hem de somut olarak Bilgi Üniversitesi'nin alanın hızla büyüyen önemli kâr amaçlı şirketlerinden biri olan Laureate tarafından devralınma sürecinin ana temayüllerini ve bu süreçte başlayan sendikaşma hareketinin ana hatlarını teorik bir çerçeveden bakarak çizmeye çalışıyor.
Download (.pptx)
Fransa'da işkazaları, meslek hastalıkları ve ofis içi şiddet ne yöne gidiyor? Asbeste bağlı hastalıklara kimler maruz kalıyor? Dünyada ve Türkiye'de asbeste bağlı mesleki kanserler önümüzdeki 30 senede nasıl bir gelişim gösterecek?... more
Fransa'da işkazaları, meslek hastalıkları ve ofis içi şiddet ne yöne gidiyor? Asbeste bağlı hastalıklara kimler maruz kalıyor? Dünyada ve Türkiye'de asbeste bağlı mesleki kanserler önümüzdeki 30 senede nasıl bir gelişim gösterecek? 'Çalışma Acısı' olarak tanımlanan (souffrance au travail) yaklaşım artan işyeri intiharları ve ofis içi şiddetin nedenlerini neye bağlıyor? Asbestin yasaklanması, intihara sürükleyen yoğunlaştırılmış çalışma ve çalışma acısı veren işletmecilik ideolojisi, bireyselleştirilmiş 'davranışsal güvenlik' (behavioural safety) uygulamalarına karşı dünyada hangi akım, oluşum ve kampanyalar var?
Download (.ppt)
The first free zone law in the Republican Turkey passed in 1927 and it was the Ford Motor Company who made use of this legislation for its 1929 Tophane car assembly factory. After 80 years another world giant, The Foxconn Inc., the... more
The first free zone law in the Republican Turkey passed in 1927 and it was the Ford Motor Company who made use of this legislation for its 1929 Tophane car assembly factory.

After 80 years another world giant, The Foxconn Inc., the company with the biggest share at the Chinese export market, invests in Çorlu European Free Zone in Tekirdağ to produce desktop computers for HP.

What has changed?

What have been / are the most important spatial dynamics of capitalism during these 80 years that are traceable by contrasting these two export-oriented investments?

How are the working conditions of isolated workers at free zones?
Download (.ppt)
Der Vortrag befasst sich mit der Schiffbauindustrie in Tuzla/Istanbul und thematisiert deren informelle Arbeitsbedingungen, die auf Subunternehmen basieren. Diese zeichnen mitverantwortlich für Überarbeitung und eine Serie von tödlichen... more
Der Vortrag befasst sich mit der Schiffbauindustrie in Tuzla/Istanbul und thematisiert deren informelle Arbeitsbedingungen, die auf Subunternehmen basieren. Diese zeichnen mitverantwortlich für Überarbeitung und eine Serie von
tödlichen Arbeitsunfällen. Die Werften wurden nach der – mit dem Putsch 1980 einsetzenden – autoritär-neoliberalen Wende zu „Laboratorien der Informalität“ umgebaut. Damit sind die heute dominanten Entwicklungen der europäischen Arbeitswelt angesprochen: wettbewerbliche Transnationalisierung, Flexibilisierung und der damit verbundene Versuch, die Gewerkschaften zu schwächen.

Dies wird auch an einem anderen Istanbuler Brennpunkt deutlich: Seit sechs Monaten streiken die vielfach prekär beschäftigten UPS-Arbeiter_innen: Wegen ihres Kampfes für einen Kollektivvertrag und dem Eintritt in die Gewerkschaft
kündigte das transnationale Lieferunternehmen hundertfünfzig Kolleg_innen.

Zum Abschluss des Vortrages werden die Strategien unterschiedlicher Gewerkschaften, die den gesellschaftlichen Protest organisieren, diskutiert.
Download (.ppt)
Dieser Interview datiert aus 2008 und gibt schlüssige Information über die Hintergründe des niedrigen Organisationsgrades in der türkischen Schiffbauindustrie und die Gründe hinter den seriellen tödlichen Arbeitsunfaellen.
Download (.doc)
Download (.ppt)
Download (.ppt)
DERSİN ANA AMACI, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERE, SOSYALBİLİMLERİN BÜTÜNLÜĞÜ VE MEKANSALLIĞI PERSPEKTİFİNDEN YOLA ÇIKARAK, KENTSEL SÜREÇLERİN ÖNEMLİ SOSYOEKONOMİK UNSUR VE İLİŞKİLERİNİN NASIL OLUŞTUĞUNA DAİR GİRİŞ BİLGİSİ... more
DERSİN ANA AMACI, ŞEHİR VE BÖLGE PLANLAMA ÖĞRENCİLERE, SOSYALBİLİMLERİN BÜTÜNLÜĞÜ VE MEKANSALLIĞI PERSPEKTİFİNDEN YOLA ÇIKARAK, KENTSEL SÜREÇLERİN ÖNEMLİ SOSYOEKONOMİK UNSUR VE İLİŞKİLERİNİN NASIL OLUŞTUĞUNA DAİR GİRİŞ BİLGİSİ EDİNDİRMEKTİR. Ekonomiyi, sosyalbilimlerin bir altdalı olarak ve sosyal süreçler, aktörler ve ilişkiler ağı içerisinde, güncel veriler, kavramlar ve bunların nasıl oluştuğunun aktarılması amaçlanmaktadır. Bu bağlamda, makroekonominin ana kavramları, yeni veri görselleştirme metotları kullanılarak mekansallaştırılacaktır.

Ekonomiye Giriş, Ekonomik Coğrafya, Kent Ekonomisi ve Kentsel/Beşeri Coğrafya giriş literatürü, güncel ekonomik veriler, kent ekonomisi haber, veri bankaları ve sair veri kaynaklar hibritlenerek, şehir ve bölge planlama öğrencisinin atölye çalışmaları sırasında karşılaşacağı sosyoekonomik analiz becerisi kazandırılması sürecine ilk adım atılacaktır. Bu amaçla 1. ve 2. sınıf planlama atölyeleri analiz içerikleriyle koordinasyon sağlanacaktır.

The course 'Introduction into Spatial Political Economy' is an introductory course for Urban Planning students that aims to present students the key concepts of macroeconomics, with a focus on two key aspects mainly lacking in the macroeconomic theory: The labor aspect (the issue of the subjects of economy) and the space (that the economic activies take place or connect and build spaces of flows). This course has been opened for the first time in spring term 2018 at the Urban and Regional Planning Department of Mimar Sinan Fine Arts University / İstanbul. It tries to hybridize literature on Marxist Political Economy, Introduction into Macroeconomy, Economic Geography, Human Geography and Economic Sociology. Work in Progress! The package contains the syllabus under construction (open to your suggestions) and the presentation materials.
Download (.docx)
The graduate (MA and PhD) course 'Ottoman Urban Geography and its Inhabitants' covers the whole period of the existance of the Empire and the urban centers it incorporated / created during the rule of the dynasty. The first aim of this... more
The graduate (MA and PhD) course 'Ottoman Urban Geography and its Inhabitants' covers the whole period of the existance of the Empire and the urban centers it incorporated / created during the rule of the dynasty. The first aim of this course is to introduce urban planning students to the vast and flourishing literature on the Ottoman social, cultural and urban history using contemporary analysis categories of our discipline like the evolution of the urban form, urban morphology,  spatio-occupational, -gendered, -ethnic patterns, local governance etc...Its uses a mixed set of course material covering both synchronic and diachronic material such us new and old maps, new and old  urban plans, current newspaper clippings and historiographical literature.
Research Interests:
Download (.doc)
The course 'Introduction into Spatial Political Economy' is an introductory course for Urban Planning students that aims to present students the key concepts of macroeconomics, with a focus on two key aspects mainly lacking in the... more
The course 'Introduction into Spatial Political Economy' is an introductory course for Urban Planning students that aims to present students the key concepts of macroeconomics, with a focus on two key aspects mainly lacking in the macroeconomic theory: The labor aspect (the issue of the subjects of economy) and the space (that the economic activies take place or connect and build spaces of flows). This course has been opened for the first time in spring term 2018 at the Urban and Regional Planning Department of Mimar Sinan Fine Arts University / İstanbul. It tries to hybridize literature on Marxist Political Economy, Introduction into Macroeconomy, Economic Geography, Human Geography and Economic Sociology. Work in Progress! The package contains the syllabus under construction (open to your suggestions) and the presentation materials.
Download (.docx)
2018_Syl_PLN108_03_07.docx
pln108_Odman_2018_03_07.pptx
Who are the main actors of the 'urban transformation' (kentsel dönüşüm) in Turkey
Research Interests:
Download (.pptx)
Monografiler, tez, makale veribankaları, dijital atlaslar, gazete arşivleri, tarihi arşivler, görsel veribankaları... Bu kılavuzda verilen kaynaklar, tüketici olmaktan uzaktır. Bu kılavuz, lisans eğitimine yeni başlayan öğrencilerin ilk... more
Monografiler, tez, makale veribankaları, dijital atlaslar, gazete arşivleri, tarihi arşivler, görsel veribankaları...
Bu kılavuzda verilen kaynaklar, tüketici olmaktan uzaktır. Bu kılavuz, lisans eğitimine yeni başlayan öğrencilerin ilk başvuracağı kaynakları listelemekle ve kabaca bir ‘kaynaklar panoraması’ vermekle yetinmektedir. Öneri ve katkılarınızla iyileşecektir. (öneri ve eleştirileriniz için, e-mail: asli.odman@msgsu.edu.tr)
Download (.pdf)
Dersin amacı, şehircilik araştırmaları, kent planlama, tasarım, koruma, kent yönetimi gibi konularda uzmanlık kazanmak isteyen adaylara, ilgili yeni araştırma metodlarını ve yaklaşımlarını tanıtmak ve tezlerinin metodolojik seçimlerinde... more
Dersin amacı, şehircilik araştırmaları, kent planlama, tasarım, koruma, kent yönetimi  gibi konularda uzmanlık kazanmak isteyen adaylara, ilgili yeni araştırma metodlarını ve yaklaşımlarını tanıtmak ve tezlerinin metodolojik seçimlerinde yardımcı olmaktır. Dönem alanında uzman dört farklı öğretim üyesinin sunacağı dört farklı konuya bölünecektir:

1) Kent çalışmalarında yeni temsil ve görselleştirme metotlarını felsefi ve metodolojik bağlamı içinde alan üç ders; [M. Güvenç]
2) Kent çalışmalarını merkezden ve başat anaakım yaklaşımlardan çıkarmak ve çeperi /periferiyi kent çalışmalarına dahil etmek için elimizde olan alternatif kaynak ve yaklaşımlara eğilen üç ders; [JF. Pérouse]
3) Klasik şehircilik atölyelerinde genelde teknik bir konu olarak ve araç olarak anketlerle ele alınan mekan sosyolojisi / toplumsal mekan konusunu niteliksel metotlarda geliştirmeye yönelen üç ders [Y. Şentürk]
4) Ekonomi-politik yaklaşımlarla, yeni kentsel dönüşüm literatürünün eleştirel bir envanterini yaparak (özellikle, kent-inşaat sektörü-ulus devlet arasındaki ilişkiler, 'rant' kavramı' gibi) yeni araştırma gündemleri ve kavramlar öneren üç ders [F.Ercan] 

Ders, tüm Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri için zorunlu ve kredili bir ders teşkil etmektedir. Ayrıca araştırma / akademik ilgileri yoğun olan üst sınıf lisans öğrencilerin de dinleyici olarak bu derse katılabilirler.
Download (.pdf)
Seminer_Guvenc_Perouse_Senturk_Ercan_MimarSinanSBPB_2015_02_16.pdf
SE_Guvenc_Perouse_Senturk_Ercan_2018_03_02.doc
Download (.pdf)
2015_Syl_PLN847.pdf
2013_Syl_PLN847_bahar.pdf
2013_Syl_PLN847_Kis_son.pdf
2016_Syl_PLN847_son.doc
2014_Syl_PLN847.doc
Download (.pdf)
pln111_Odman_2015_04_06.pdf
2015_Syl_PLN111_02_09.pdf
Schwerpunkt des Bildungsurlaubs XI: Politische und Ökonomische Migrationen aus und nach İstanbul. İstanbuler Arbeitswelten: gestern und heute ** 5 Perioden der Historischen Halbinsel + Handwerker auf der historischen Peninsula **... more
Schwerpunkt des Bildungsurlaubs XI: Politische und Ökonomische Migrationen aus und nach İstanbul. İstanbuler Arbeitswelten: gestern und heute

** 5 Perioden der Historischen Halbinsel + Handwerker auf der historischen Peninsula

** Syrische Flüchtlinge in Istanbul: Leben und Arbeiten, Institutionen, Gesetze, Rassismus und kulturelle Beharrung

**Tuzla und Pendik: Kamp Armen zurück an ihre Kinder, an das armenische Volk [Nor Zartonk, Dört Ayaklı Şehir aus Kamp Armen-Soli, lokales Agenda Urbanes / Arbeitswelt (#tuzlasahilimedokunma, Limter-İş, Cam-Keramik-İş und Petrol-İş organisieren sich in sera-pool / çan ortak-norm fabriken)

**Mega-projekte und Norden von Istanbul
Research Interests:
Download (.pdf)
'Schwerpunkt des Bildungsurlaubs X': Arbeitswelten in Istanbul: Neue und alte Formen des Arbeitens und der Organisierung **Handwerker auf der historischen Peninsula und ihre Zentralisierung in der Peripherie (Kuyumcukent /... more
'Schwerpunkt des Bildungsurlaubs X': Arbeitswelten in Istanbul:  Neue und alte Formen des Arbeitens und der Organisierung

**Handwerker auf der historischen Peninsula und ihre Zentralisierung in der Peripherie (Kuyumcukent / Juwelierstadt)
**Zerstörung der Nördlichen Ökozonen in İstanbul durch die Megaprojekte
**Vertikalisierung von dem ehemaligem Textilbezirk Bomonti (Kazova und Hilton IC Bomonti) "
Download (.pdf)
Download (.pdf)
Download (.pdf)
Download (.doc)
Download (.doc)
Download (.doc)
This course aims to introduce you to the concepts and methods of the most influential schools of historical practice by contextualizing them. The concepts, methods and context of each school will be dealt with to have a triangular picture... more
This course aims to introduce you to the concepts and methods of the most influential schools of historical practice by contextualizing them. The concepts, methods and context of each school will be dealt with to have a triangular picture at the end of each lecture. We will specifically investigate the impact of social sciences on "mainstream" historical practices. The question of epistemology (theory of knowledge ) of each school of history writing will be dealt with, though in less detail.
Download (.doc)
The aim of this course is to introduce you into the basics of economy as a sub-discipline of social sciences and take away your fear about the “economic jargon”. This course is a practical and methodological initiation into the basic... more
The aim of this course is to introduce you into the basics of economy as a sub-discipline of social sciences and take away your fear about the “economic jargon”. This course is a practical and methodological initiation into the basic notions of political economy to understand the economic dynamics of capitalist societies in history and today. Economic notions like money, inflation, income, wages, and labour, forms of capital, accumulation, regulation, interest rates, national income accounts and current account will be explained with the help of applied material from economic history and economic journalism (like the Economist, Referans, Dünya, Para, Forbes etc.). At the end of the course you can expect from the course that you will be able to make sense of the “economy” sections of the daily newspapers and economic concepts and dynamics within historical texts.
Download (.doc)
Download (.doc)
Download (.doc)
Download (.doc)
Download (.doc)
This is a short, analytical summary of the 2017 report on work-related murders in Turkey, prepared by Istanbul Health and Safety Labor Watch, (ISIG Meclisi). At least 2006 workers died in work-related accidents in 2017. If deaths due to... more
This is a short, analytical summary of the 2017 report on work-related murders in Turkey, prepared by Istanbul Health and Safety Labor Watch, (ISIG Meclisi). At least 2006 workers died in work-related accidents in 2017. If deaths due to occupational diseases are added up to this number, which remain totally unregistered in Turkey, this vital price would mount to at least 14-15.000 workers. We work like at a war, we go to war as if we are working on a national developmentalist project.
For the summary of the report in Turkish, consult:
http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=19179:ohalkhk-rejimi-is-cinayetleri-demektir-2017-yilinda-en-az-2006-isci-yasamini-yitirdi&catid=149:is-cinayetleri-raporlari&Itemid=236

Soon a version in English will be available.
Check www.guvenlicalisma.org
Download (.pdf)
Bir süredir memlekette bir avuç insan, yaşam için ölü can sayıyor. Bu canları illere, ilçelere, ölüm nedenlerine, yaşa, milletine, cinsiyetine, ölüm günlerine göre ayırıyor. İş Cinayeti raporları (www.guvenlicalisma.org), Almanaklar... more
Bir süredir memlekette bir avuç insan, yaşam için ölü can sayıyor. Bu canları illere, ilçelere, ölüm nedenlerine, yaşa, milletine, cinsiyetine, ölüm günlerine göre ayırıyor. İş Cinayeti raporları (www.guvenlicalisma.org), Almanaklar (www.iscinayetleriniunutma.org) çıkarıyor. Devlet, iş cinayetleri hakkında güncel veri üretmiyor. SGK’nın ürettiği veriler iş cinayetinin, o da eğer edilirse, iş cinayeti olarak tescil edildiği senede kapanan dosyaları veriyor. Devlet veri üretmiyor, veri paylaşmıyor. Çünkü veri görünürlük, sorunun tescili demek, veri demek politika geliştirmenin bir adım öncesi, irade beyanı demek.
Research Interests:
Download (.pdf)
Bu yazı, akademi içi ve dışı işyerlerinde yaşanan "gündelik savaşı" ilişkilendirmeye çalışıyor. Bugün Bölgede yaşanan savaştan akademiye uzanan "savaşa" kadar güvencesizleştirme ve güvenlilikleştirme süreçlerini anlamak için, 'olağan... more
Bu yazı, akademi içi ve dışı işyerlerinde yaşanan "gündelik savaşı" ilişkilendirmeye çalışıyor.  Bugün Bölgede yaşanan savaştan akademiye uzanan "savaşa" kadar güvencesizleştirme ve  güvenlilikleştirme süreçlerini anlamak için, 'olağan günlerimizde' işyerlerinde gündelikleştirilmiş olağanüstü hallerimize, gündelikleştirilmiş olağan şiddete değiniyor.
Research Interests:
Download (.docx)
Maden işçilerinin tarihi ve maden kazaları hakkında bunca yıl ‘uzaktan uzaktan’ okuduktan sonra, nihayet ilk defa ‘Kömürün Şehrine’ yolculuk. Sosyal tarih ve işçi hareketleri ile ilgilenenler için, Zonguldak bir semboldür: Osmanlı’yı... more
Maden işçilerinin tarihi ve maden kazaları hakkında bunca yıl ‘uzaktan uzaktan’ okuduktan sonra, nihayet ilk defa ‘Kömürün Şehrine’ yolculuk. Sosyal tarih ve işçi hareketleri ile ilgilenenler için, Zonguldak bir semboldür: Osmanlı’yı Türkiye’ye bağlayan en eski sanayi işçiliği havzası, hem profesyonel hem de yerel tarihçiler tarafından emek tarihi en uzun soluklu belgelenmiş alan, işçi direnişleri en uzun soluklu, en canlı aktarılan şehirdir...
Research Interests:
Download (.pdf)
*SAVAŞA GİDER GİBİ İŞE GİTMEK *CANI ALAN, İŞİN “HIZI”DIR! SENDİKAL BİR MESAİ OLARAK “HIZI” GÖRMEK VE GÖSTERMEK *CAN ALAN İŞİN PARÇALANMIŞLIĞIDIR! SENDİKAL BİR MESAİ OLARAK HER TÜRLÜ DAYIBAŞILIĞI GÖRMEK VE GÖSTERMEK *YAŞAM EKSENLİ... more
*SAVAŞA GİDER GİBİ İŞE GİTMEK
*CANI ALAN, İŞİN “HIZI”DIR! SENDİKAL BİR MESAİ OLARAK “HIZI”  GÖRMEK VE GÖSTERMEK
*CAN ALAN İŞİN PARÇALANMIŞLIĞIDIR! SENDİKAL BİR MESAİ
OLARAK HER TÜRLÜ DAYIBAŞILIĞI GÖRMEK VE GÖSTERMEK
*YAŞAM EKSENLİ SENDİKACILIK VE İŞÇİ SAĞLIĞI MÜCADELESİ  İÇİN FAYDALI DÖRT KAVRAM
*YAŞAM EKSENLİ EMEK ÖRGÜTLENMELERİNDE ÖNCÜ ADIMLAR
Research Interests:
Download (.pdf)
Meta = Taşlaşmış Üretim İlişkileri ise eğer, Kömür = .... Ekonomi-politiğe giriş 1. ders: meta, taşlaşmış üretim ilişkisidir, ekonomi-politik ise metanın arkasındaki ilişkileri çözme sanatı. Sanat konusu olan toplumda metalaşmış ve... more
Meta = Taşlaşmış Üretim İlişkileri ise eğer, Kömür = ....

Ekonomi-politiğe giriş 1. ders: meta, taşlaşmış üretim ilişkisidir, ekonomi-politik ise metanın arkasındaki ilişkileri çözme sanatı. Sanat konusu olan toplumda metalaşmış ve metalaşmakta olan herşeydir o zaman: Kömür, eğitim, su, sağlık, iletişim, bilgi, araştırma, kıyafet’in ‘arkasındaki üretim ilişkilerin bakmak’...Hepimiz o ilişkilerin bir yerinde duruyoruz. Soma'yı anlamaya çalışmak için, önce o alanın neresinde durduğumuza, kapitalizmin bedenindeki bu 'soma-tik' alametleri neresinden taddığımıza bakmak gerekiyor. Soma, aynı Tuzla'nın olmadığı gibi, hüzün, yardımseverlik ve anlayışla yaklaşılabilecek bir 'ötekinin' meselesi değil.
Download (.pdf)
"""Bir istisna değil, çalışma hayatının kuralı olan Soma faciası bize tarihyazımı, özellikle de emek/sosyal tarihyazımı hakkında ne söyleyebilir? ... ...Bu yüzden, Wallerstein’in hala geçerliliğini koruduğunu düşündüğüm bir tabirini... more
"""Bir istisna değil, çalışma hayatının kuralı olan Soma faciası bize tarihyazımı, özellikle de emek/sosyal tarihyazımı hakkında ne söyleyebilir? ...

...Bu yüzden, Wallerstein’in hala geçerliliğini koruduğunu düşündüğüm bir tabirini kullanacak olursak, tüm ‘tarihsel sosyalbilimler’ ile ilgilenenlerinin konularının seçiminden, araştırma sorularını belirleyinceye ve saha veya arşiv çalışmasına çıkıncaya kadar, yaklaştıkları konulara sadece teknik bir ‘araştırma sorunsalı bulmak’ çerçevesinde değil, faaliyetlerinin uzun vadeli tutarlılığını sağlayacak, binbir şekle bürünebilecek güncel, sosyal ve siyasal eklemlenmesi, yani ‘kullanım değeri’  ile birlikte düşünmeleri gerektiğine inanıyorum. Bilim kullanım değeri için değil de, piyasadaki değişim değeri için yapıldığında, doğanın diğer ‘şeyleri’ gibi metalaşıyor zira. Bunu yaparken kendi bilimsel araştırma mesailerimizin de, hakkında yazdıklarımıza benzer çelişkiler taşıyan bizatihi bir emek süreci olduğununun, bu emek sürecinin de hiyerarşileri, direnişleri, şirketleri, mücadeleleri, çalışma acıları olduğunun da hiç unutulmaması gerektiğine, bu sürece de,  gene kalemi elimize aldığımız zaman öne çıkarmaya çalıştığımız işçilerin sesleri gibi ‘emek-eksenli’ ve emekçi kafayla yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Zira emek tarihinin ‘taşlaşmış üretim ilişkileri’ olarak tanımlanan ‘metanın’ arkasındaki üretim sürecine bakmaktan başka birşey olmadığına inanıyorum. Bu meta, ister kömür, ister araştırma, ister eğitim, ister finans, ister konut, isterse de metalaşmış veya metalaşmakta olan herhangi başka bir ‘şey’ olsun. """
Download (.pdf)
Download (.docx)
Download (.pdf)
2012 senesi eXpress dergisi'nde çıkan 'çalışma acısı' yazıları. Walter Benjamin eşliğinde malumatlı denemeler.
Download (.pdf)
Odman_Trexta_2012_03_29_Express.pdf
Express_2012_04_06.pdf
We talked to Aslı Odman, an activist studying the working conditions and the struggles to improve them with research and academic expertise. She is especially interested in what happened after 2008 after the financial crisis in this... more
We talked to Aslı Odman, an activist studying the working conditions and the struggles to improve them with research and academic expertise.  She is especially interested in what happened after 2008 after the financial crisis in this district dominated by the shipbuilding industry. She is an academic working at the Istanbul Bilgi University and member of the Independent Monitoring Comittee on Working Conditions at the Tuzla Shipbuilding Region.

Strolling through the streets of Tuzla, we pass by shops and street sellers selling blue overalls, gloves and security helmets, workshops producing larger or smaller ship parts, the manifold supplier industry, workers gathered around a minibus serving as a mobile teahouse during breaks, men smoking, smoking and working for the subcontractor, the ‘taşeron’. Life south of Tuzla, it seems, caters almost exclusively its shipyards. In 2008, 30,000 – 35,000 workers were employed at the Aydınlı Bay that officially hosts the Tuzla Shipbuilding Region, the biggest in Turkey accounting for about four fifth of the shipbuilding production in this country. However, only 10-20% of these men were employed directly at one of the 48 shipyards, with longer-term contracts and regular insurance. The remaining 80-90 % were hired indirectly by the many subcontracting firms (called ‘taşeron’), employing between 3 and 300 workers each. Labour in Tuzla is fragmented, organised mainly in informal networks, working conditions are precarious, employers mainly with maritime trade background are inexperienced in industry and are hostile against grassroots worker’s organisations.
...Tuzla`nın hâlâ bir işçi havzası olması, yaşamak ile çalışmanın birbirinden ayrılmamış, Tuzla`da çalışan işçilerin büyük kısmının Gebze-Kartal arasında bir daire içerisinde oturuyor olması, `kuzeyin güneye galebe çalmamış olması`... more
...Tuzla`nın hâlâ bir işçi havzası olması, yaşamak ile çalışmanın birbirinden ayrılmamış, Tuzla`da çalışan işçilerin büyük kısmının Gebze-Kartal arasında bir daire içerisinde oturuyor olması, `kuzeyin güneye galebe çalmamış olması` örgütlemeyi kolaylaştıracak mekânsal bir avantaj. Bu durum tekstil, gıda, metal, hizmetler gibi diğer işkollarındaki sendikaların hayalini bile kuramadığı bir örgütlenme kolaylaştırıcısı. Burada, `mekânın imkânını` kullanarak, işçilerin farklılıkları içinde bir araya geldikleri bekâr odaları, kahvehaneler, hemşeri dernekleri, amele pazarları, konutlar gibi yerleri tespit edip, oya işi işler gibi uzun vadeye sabırla yayılan bir örgütlemenin yapılması gerektiğine inanıyorum. Soyut mekân, marka oluyor, sermaye birikiminin bir aşamasını oluşturuyor (camekân). Somut mekân, emek üzerinden bir araya gelme imkânını sağlıyor (emekân). Somut mekânı, emek mekânını, emekânı ciddiye almanın, örgütlenmenin sözünü oradan türetmenin vakti geldi de geçiyor....
Download (.doc)
Tuzla işçisinin en yakından teninde hissettiği değişikliklere, ne yazık ki siyasi veya sendikal iradenin ivmesi değil, pekçok gemi siparişinin peş peşe iptal edilmesine yol açan ekonomik kriz yol açtı. Türkiye’de gemi inşa sektöründe... more
Tuzla işçisinin en yakından teninde hissettiği değişikliklere, ne yazık ki siyasi veya sendikal iradenin ivmesi değil, pekçok gemi siparişinin peş peşe iptal edilmesine yol açan ekonomik kriz yol açtı. Türkiye’de gemi inşa sektöründe yükseliş dönemi olan 2002-2007 arasında toplam 443 gemi üretildiği düşünülürse, kriz başladıktan bu yana 170 gemi siparişinin iptal edilmesi, bu belli ki gelecek planları şişirilmiş ve bütünsel olarak planlanmamış sektörün ürettiği artı değerin ne kadar küçüldüğüne dair bir fikir verebilir. Artık sektör krizde, fakat güvenlik ve sağlık riski yaratan ve üstüne üstlük yasadışı olarak uygulanan taşeron tipi üretim örgütlenmesi alanında da,  büyük ihtimalle yoğunlaştırılmış ve uzun saatler çalıştırma alanında da ‘İstanbul’un Doğusunda değişen bir şey yok’.
Download (.pdf)
Tuzla'daki seri ölümlü iş kazalarının eğitimsiz işçilerden kaynaklandığına dair açıklamalara yanıt niteliğinde, Mart 2008'de tersane ölçeğinde yapılmış bir çalışmanın sonuçlarını paylaşan bir yazı. An article on the shipyard's workers... more
Tuzla'daki seri ölümlü iş kazalarının eğitimsiz işçilerden kaynaklandığına dair açıklamalara yanıt niteliğinde, Mart 2008'de tersane ölçeğinde yapılmış bir çalışmanın sonuçlarını paylaşan bir yazı.

An article on the shipyard's workers profile and the structural reasons behind the serial fatal occupational accicents at at Tuzla Shipyard Region / Istanbul.
Download (.pdf)
Sosyal demokratlardan radikal devrimcilere kadar dünyadaki tüm ‘kentli dertli orta sınıflar’ın gözü Latin Amerika’da. Bazıları çok, bazıları az merakla soruyor: ‘Latin Amerika’da neler oluyor?’, ‘Neoliberalizm bitiyor mu?’ Güney... more
Sosyal demokratlardan radikal devrimcilere kadar dünyadaki tüm ‘kentli dertli orta sınıflar’ın gözü Latin Amerika’da. Bazıları çok, bazıları az merakla soruyor: ‘Latin Amerika’da neler oluyor?’, ‘Neoliberalizm bitiyor mu?’ Güney Amerika’da son otuz senede çoğu darbelerle başa geçmiş, sermaye yanlısı radikal dönüşümlerin komisyoncuları ‘liberal-muhafazakar’ rejimler meşruiyet kriziyle birer birer tahtan inerlerken, ‘kentli dertli orta sınıf’ dünyanın geleceğine dair çıkarımlar yapıyor, bazen de dönüşüm erek ve hayallerini aynı 1960’lardaki gerilla hareketlerinde olduğu gibi ‘o uzak kıtaya’ yansıtıyor.  Brezilya, Venezüella, Uruguay, Arjantin ve Bolivya heyecanından sonra,  Meksika’da mı ‘heyecan verici mecralara’ açılıyor?
2006 Latin Amerika’daki Kosta Rika, Peru, Kolombiya, Brezilya,Meksika, Venezuela, Ekvator gibi pekçok ülke için seçim yılı olarak göze çarpıyor. Bu yıl Meksika’da da mı rüzgarlar ‘Sol’dan esiyor?
Download (.doc)
Die Familie ist nicht nur in minoritären Kontexten der wichtigste Bezugspunkt, sondern auch in hegemonialen Kontexten (etwa im "global business"). Was macht die Macht der Familie als Denk-, Gefühls- und Organisationsform aus, sodaß... more
Die Familie ist nicht nur in minoritären Kontexten der wichtigste Bezugspunkt, sondern auch in hegemonialen Kontexten (etwa im "global business"). Was macht die Macht der Familie als Denk-, Gefühls- und Organisationsform aus, sodaß "authentische Ursprungsgemeinschaften" die Regel, also unseren Augen, Ohren und Herzen vertraut/"familiär" sind und bleiben?...
Das Pflegegeld und die neoliberale gouvernementalité: Hausarbeit: Wer pflegt freiwillig und "naturwüchsig" zu Hause? ODER Ausblick: "Wir" oder die Notwendigkeit der konkreten gesellschaftlichen Solidarität als bevorstehendes Problem der... more
Das Pflegegeld und die neoliberale gouvernementalité: Hausarbeit: Wer pflegt freiwillig und "naturwüchsig" zu Hause? ODER
Ausblick: "Wir" oder die Notwendigkeit der konkreten gesellschaftlichen Solidarität als bevorstehendes Problem der zivilgesellschaftlichen Repräsentationsorgane...
Die "unsichtbare Hand" des Marktes bewirkt, daß ein Großteil der Migrantinnen, die informellen Beschäftigungen nachgehen müssen, für den Sozialstaat und für die formellen Repräsentationsorgane unsichtbar bleiben... ...Konkurrenz und... more
Die "unsichtbare Hand" des Marktes bewirkt, daß ein Großteil der Migrantinnen, die informellen Beschäftigungen nachgehen müssen, für den Sozialstaat und für die formellen Repräsentationsorgane unsichtbar bleiben...

...Konkurrenz und Effizienz statt Sozialstaat...
İSİG Meclisi Koordinatörü Murat Çakır ile YÖN Dergisi Yazarı Rıfat Doğan ile Ocak 2018'de yapılmış mülakat. ISIG Meclisi 2017 İş Cinayetleri raporunu analiz ederken, çalışma hayatındaki yönelimlere dair ne söylediğini irdelemeye... more
İSİG Meclisi Koordinatörü Murat Çakır ile YÖN Dergisi Yazarı Rıfat Doğan ile Ocak 2018'de yapılmış mülakat. ISIG Meclisi 2017 İş Cinayetleri raporunu analiz ederken, çalışma hayatındaki yönelimlere dair ne söylediğini irdelemeye çalışıyoruz.
Download (.pdf)
Türkçeye de çevrilen 'Çalışmak Sağlığa Zararlıdır' kitabının da yazarı halk sağlığı sosyoloğu Annie Thébaud-Mony ile söyleşi: 1944 doğumlu, Fransız sosyolog. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında araştırmacı ve uzman.... more
Türkçeye de çevrilen 'Çalışmak Sağlığa Zararlıdır'  kitabının da yazarı halk sağlığı sosyoloğu Annie Thébaud-Mony ile söyleşi:

1944  doğumlu,  Fransız  sosyolog.  İşçi  sağlığı  ve  iş  güvenliği  alanında  araştırmacı  ve  uzman.  1983’te  Fransa’nın  köklü  kurumlarından Ulusal  Sağlık  ve Tıp Araştırmaları  Enstitüsü’ne  (
INSERM)  girmiş, 1992’de  aynı  kurumun  araştırma  bölümü  yöneticiliğine  atanmıştır; bugün de kurumun onursal başkanıdır.
Asıl işveren alt işveren iş ilişkisi,  işçi  sağlığı  ve  iş  güvenliği,  mesleki  kanserler,  kanser  karşısında eşitsizlikler, meslek hastalıklarının telafisi ve önlenmesi, 1983 ile 2010 arasında üzerinde çalıştığı araştırma konularıdır. Ayrıca, 13. Paris Üniversitesi  Mesleki  Kanserler  Bilimsel  İşbirliği Topluluğu’nun  (GIS-COP 9) yöneticisidir. Amyant (asbest) kullanımına karşı uluslararası düzeyde mücadele eden birliklerin oluşturduğu Ban Asbestos Ağı’nın da sözcüsüdür. Mesleki kanserler üzerine yapılan araştırmaları ödüllendiren Kansere Karşı Birlik Kurumu Val d’Oise Komitesi tarafından Aralık  1992’de  ödüllendirilmiş;  2008’de  de Çalışmak  Sağlığa  Zararlıdır kitabıyla Yaygın  Medya  Sağlık  Habercileri  Derneği  (AJMED) ödülünü  almıştır. Başlıca eserlerini şöyle sıralayabiliriz: 
L’envers des Sociétés industrielles. Approche comparative franco-brésilienne, L’Harmattan, Paris, 1991 [Endüstri Toplumların Ters Yüzü. Fransa-Brezilya Karşılaştırmalı Yaklaşımı];  La reconnaissance des maladies professionnelles en France. Acteurs  et  logiques  sociales
,  La  Documentation  française,  Paris,  1991,Fransa’da Meslek astalıklarının Kabulü. Aktörler ve Toplumsal Mantık];  Béatrice
Appay’la birlikte. Précarisation sociale, travail, santé
, IRESCO, INSERM-CNRS,  Paris,  1997  [Sosyal  Güvencesizleştirme,  İş,  Sağlık];  L’industrie  nucléaire:  sous-traitance  et  servitude, INSERM-EDK,  Paris, 2000  [Nükleer Endüstri: Alt İşveren İş İlişkisi ve Kölelik];  V.  Daubas-Letourneux’yla  birlikte  Organisation  du  travail  et  santé  dans  l’Union européenne, Fondation européenne pour l’amélioration des conditions de Vie  et  de Travail  en  Europe,  Dublin,  2002  [Avrupa Birliği’nde İş Organizasyonu ve Sağlık];  Nuclear servitude: subcontracting and health in the French civil nuclear industry, Baywood  Pub Co, New York, 2011 [Nükleer Kölelik: Fransız Sivil Nükleer Sanayisinde Alt İşveren İş İlişkisi ve Sağlık];  Véronique  Daubas-Letourneux,  Nathalie  Frigul  ve  Paul Jobin  ile  birlikte  Santé  au  travail  :  approches  critiques,  la  Découverte, Paris, 2011 [İş Sağlığı: Eleştirel Yaklaşım].
Research Interests:
Download (.pdf)
„Walter Benjamin ile Olağanüstü Haller“, coedited by: Besim Dellaloğlu ve Sibel Yardımcı , In: Cogito, 2007/52.
Download (.rtf)
Demiroviç Kocaeli Üniversitesi’nin davetlisi olarak katıldığı İkinci Uluslararası Felsefe Konferansı’nda verdiği tebliğ ile İstanbul Bilgi ve Boğaziçi Üniversiteleri’nde verdiği konferansların ana ekseni, toplumun muhayyel olarak var... more
Demiroviç Kocaeli Üniversitesi’nin davetlisi olarak katıldığı İkinci Uluslararası Felsefe Konferansı’nda verdiği tebliğ ile İstanbul Bilgi ve Boğaziçi Üniversiteleri’nde verdiği konferansların ana ekseni, toplumun muhayyel olarak var edilmesi sürecinde aydınların oynadığı hem yapıcı ve hem de dışlayıcı roldü. Bu sunuşlarda, Eleştirel Aydın’ı var eden İkinci Dünya Savaşı sonrası koşullar ile sık sık günümüzü karşılaştıran Alex Demiroviç’le, bugünün akut felsefi ve sosyal soruları ve aydınlar hakkındaki ropörtajı Cogito adına Aslı Odman yaptı.
Download (.rtf)
"1929 Büyük Dünya Buhranı sonrası iktisadi milliyetçiliğin iki farklı görüngüsü: Meksika’da popülizm ve Türkiye’de devletçilik 1930’larda şahikasına varan liberal kapitalizmin dünya ölçeğindeki krizine cevap olarak, pek çok gelişmiş... more
"1929 Büyük Dünya Buhranı sonrası iktisadi milliyetçiliğin iki farklı görüngüsü:
Meksika’da popülizm ve Türkiye’de devletçilik


1930’larda şahikasına varan liberal kapitalizmin dünya ölçeğindeki krizine cevap olarak, pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan kapitalist ülkede “Devlet”’in daha çok ve daha farklı şekillerde ekonomiye müdahele ettiğini gözlemliyoruz. 1929’daki Büyük Buhran sonrası Meksika ve Türkiye de devlet merkezli bir yeniden yapılanma dönemine geçiyor. Birbiriyle doğrudan ne coğrafi, ne de siyasi bağı olan bu iki ülkedeki yeniden yapılanma süreçlerini incelediğimizde, -çoğu zaman açık olarak ifade, bazen de ima edilen “1930’lar kemalist devletçiliğinin Türkiye’ye özgü bir model olduğu” tezinin tersine- pek çok yapısal ortaklık göze çarpıyor: Kapitalist sistemin bu yeni aşamasında elzem olacak olan kurumsal atılımlar (Merkez Bankası, kalkınma bankaları, milliyetçi ve antiklerikal bir eğitim sisteminin kurulması, kalkınma planlarının hazırlanması, millileştirmeler vs.) bu dönemde yoğunlaşıyor. Aynı dönemde devletin ekonomide artan rolü, siyasi arenaya “vatandaşlaşarak” yeni katılan kitleler nezdinde, iki ülkenin yakın geçmişlerinde yaşadıkları devrimlerin (Meksika Devrimi 1910/17 ve Anadolu Ihtilali 1919-22) yeni, daha “ekonomist” bir yorumu vasıtası ile meşru kılınmaya çalışılıyor. Sanayide önemli bir sermaye birikiminin gerçekleştiği bu dönemin “siyasi refakatçıları” iki ülkede de tek parti yönetimleri (CHP ve PNR) ve karizmatik liderler (“Generalissimo” Cárdenas ve Kemal Atatürk) oluyorlar. Bütün bu yapısal benzerliklerin getirdiği soru: “Türkiye’de devletçi döneme atfedilen özgünük, aynı dönemin dünya çapındaki dinamikleri başka bir örnek üzerinde sistematik olarak incelendiğinde ne kadar isabetlidir?” oluyor. Bu yaklaşımın mantığını tersine döndürdüğümüzde sorabileceğimiz sorular da, “Devlet”’in eleştirel kavramlaştırılmasında, “özgün” olanın, “dönemsel” olandan daha doğru ayrıştırmasında işimize yarayabilir: Dönemsel olarak iki ülkenin paylaştığı iktisadi milliyetçi yeniden yapılanma dönemi neden Meksika’da sol korporatist ve popülist, Türkiye’de ise solidarist halkçı ve devletçi bir rejim çerçevesinde gerçekleşiyor? İki ülkede toprak reformu ve işçi hareketine devletin yaklaşımı niye kökten farklı? Buhran sonrasi mali ve para politikaları Meksika’da Keynes öncesi bir keynezianizmin izlerini taşırken, niye Türkiye sıkı iktisadi politikalardan vazgeçmiyor? Meksika’da devrim öncesi ve akabinde siyasette önemli rol oynayan ordu ve siyasetçi generallerin rolü neden ve nasıl 1930’daki korporatist yeniden yapılanma akabinde azalıyor? Bunun 20. yy. boyunca Türkiye’nin askeri darbelerle, Meksika’nın ise korporatist mutabakat ani bir “darbeye” uğramadan dönüşüm eşiklerini aşmasındaki etkileri neler olabilir? Bu farklı siyasi yapılanmaların iki ülkedeki sol ve sağ hareket ve kültüre olan yansımalarını nerelerde okuyabiliriz?...


Türkiye Sosyal Bilimler Derneği - 8. Ulusal Sosyal Bilimler Kongresi, 3-5 Aralık 2003
"Kapitalizmi anlamak: Eleştirel teorinin birleşenleri" oturumunda verilen tebliğin özeti."
Download (.pdf)
The semantic field of the definition of society during the first decades of the Young Turkish Republic displays a rupture in terms of the definition of ‘work’ and ‘labor’. Hard-work was glorified and conceptualized in the proximity of... more
The semantic field of the definition of society during the first decades of the Young Turkish Republic displays a rupture in terms of the definition of ‘work’ and ‘labor’. Hard-work was glorified and conceptualized in the proximity of abstractions like the West, technology, prosperity, development, ‘contemporariness’, ‘civilization’, discipline and time-drill and as binary opposed to everything that was deemed ‘Islamic’, but also hostile to the concept of ‘class’. This paper explores the dynamics of this rupture followed by this new productivity-oriented conceptualization of society, subordinated to the ‘solidarist nation without classes’. This period is compared with the 1860’s when the modern concept of ‘society’ was for the first time translated into the Ottoman public sphere in a way to hybridize it with inherited concepts of an early-modern empire. The Turkish language reform in 1928 which constituted a radical purge of Arabic and Persian vocabulary of the Turkish language and the substitution of the Arabic by the Latin alphabet lies between these two periods and makes this comparison even more challenging and interesting.
Download (.pdf)
This paper which has been written for the kick-off conference of our ‘Global Labor History Project of the Shipbuilding Labor’ in Leipzig -hosted institutionally by the International Institute for Social History- aims at a general... more
This paper which has been written for the kick-off conference of our ‘Global Labor History Project of the Shipbuilding Labor’ in Leipzig -hosted institutionally by the International Institute for Social History- aims at a general introduction into the history, dynamics and actors of the shipbuilding sector in Turkey since its beginnings.
Download (.pdf)
In order to conciliate the dualism between master narratives and cultural relativism I propose to deploy the Social in historywriting as a production process of space, thus spatialize the Social. I feel that a conceptual sensibility... more
In order to conciliate the dualism between master narratives and cultural relativism I propose to deploy the Social in historywriting as a production process of space, thus spatialize the Social. I feel that a conceptual sensibility underlies the choice by the organizers of this conference for the term ‘deployment’, that has a spatial anchoring, and not for the terms ‘development, evolution or origin’. I would like to accentuate this assumed sensibility for spatiality of the Social in my short presentation.
Download (.doc)
...Tarihyazımı-tiyatro bağlantısını, “sahne” metaforunu bu tip pozitivist bir yorumun tekelinden kurtarıp, diyalektik bir şekilde yeniden kurabilir miyiz? Tiyatro zenaatinde, sahne düzenlemesi, kurgu, aktörler, dramaturji, akış/kesinti... more
...Tarihyazımı-tiyatro bağlantısını, “sahne” metaforunu bu tip pozitivist bir yorumun tekelinden kurtarıp, diyalektik bir şekilde yeniden kurabilir miyiz? Tiyatro zenaatinde, sahne düzenlemesi, kurgu, aktörler, dramaturji, akış/kesinti vs. hakkında sürdürülmüş “teknik” tartışmalar, tarihyazımını eleştirisine dair bize yardımcı olabilir mi? İçinde hareket ettiğimiz alanı tanımak amaçlı, tarihin eleştirel tarihini yaparken, disiplin içi “akraba evliliği” (inbreeding) ve “kavramlardan gına gelmesi” tehlikesinden, başka bir disipline açılarak kaçınabilir miyiz?...
Download (.doc)
For a version to download pls. click: https://drive.google.com/open?id=13nAXxBH9oc8reQk-ZTr-5FNG4b3dNo5s. This is an collective work summarizing the field work and the subsequent in-workshop analyses of the urban planning studio at Mimar... more
For a version to download pls. click: https://drive.google.com/open?id=13nAXxBH9oc8reQk-ZTr-5FNG4b3dNo5s.
This is an collective work summarizing the field work and the subsequent in-workshop analyses of the urban planning studio at Mimar Sinan Fine Arts University, Department of Urban and Regional Planning (Istanbul) with the first year students, in 2018 Spring term in Misiköy / Gümüştepe, Nilüfer, Bursa. It includes a substantial bibliography on the neighbourhood and its region, spatial, historical and socioeconomic analysis on diverse scales.
Download (.docx)
Please click https://drive.google.com/drive/u/1/folders/0B6WX4sgxx4wANHhvNlY2Y082MlU in order to download the book! This urban workshop book is a collective publication by the participants of the 1st year Urban Studio of the Mimar... more
Please click
https://drive.google.com/drive/u/1/folders/0B6WX4sgxx4wANHhvNlY2Y082MlU
in order to download the book!

This urban workshop book is a collective publication by the participants of the 1st year Urban Studio of the Mimar Sinan Fine Arts University, Department of Urban and Regional Planning, both students and academic staff. The urban workshop and the publication was realized between February and June 2017. The field of the Urban Workshop is since 2004 a neighbourhood attached to the District Municipality of Sarıyer, Rumelifeneri. It is situated on the northwestern extreme of the Bosphorus opening towards the Black Sea with strategic meaning to the city of Istanbul throughout the history.
Download (.pdf)
This is the local bibliography on Gelibolu / Callipolis, Çanakkale / Dardanelles, prepared collectively as part of the urban planning studio, 2nd year during the Fall term 2016/17. ıt also includes a selection of the list of relevant... more
This is the local bibliography on Gelibolu / Callipolis, Çanakkale / Dardanelles, prepared collectively as part of the urban planning studio, 2nd year during the Fall term 2016/17. ıt also includes a selection of the list of relevant entries on Gelibolu in the Ottoman and Republican Archives.
Download (.doc)
Gelibolu_Kaynakca_2016_11_28_1.doc
osmanli_cumhuriyet_arsivi_belgeseckisi_gelibolu.docx
cumhuriyet_belgelerinde_gelibolu_2016_11_03.docx
Inebolu İlçesi'ne dair 2014'de hazırlanmış, tüm sosyomekansal kaynakları, atölye analiz çalışması için derlemek amaçlı biraraya getiren kaynakça.
Research Interests:
Download (.pdf)
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2016 in Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year undergraduate students of the Urban and Regional... more
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2016 in Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year undergraduate students of the Urban and Regional Planning Department of the Mimar Sinan University in Istanbul and 9 of its staff have participated at the field work and the consecutive production of the outputs. It contains both 1/100.000, 1/2500 and 1/2000 territorial analysis and the geographical-social analysis of the municipality (belde), along with a nearly-exhaustive bibliography Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια.

MSGSÜ Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün 2015-2016 öğretim yılı bahar yarıyılı ders programında yer alan PLN201 planlama atölyesi için bu yıl çalışma alanı olarak; Istıranca / Yıldız Dağları ekosistemi içerisindeki, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı “Kıyıköy” beldesi seçildi. Trakya Bölgesi içinde geçen yıl yine aynı ders kapsamında ele alınan Demirköy ve köylerinin ardından bu defa daha küçük bir yerleşme alanı olan Kıyıköy’de daha derinlemesine bir çalışma yapma olanağı doğdu. Çalışmamız sırasında derinlemesine analizde Kıyıköy Beldesi İmar Planı kapsamındaki alana yoğunlaşarak, farklı, bir analiz süreci gerektiren Belde'ye bağlı Aksicim, Balkaya ve Hamidiye Köyleri kapsam dışında bırakılmıştır. Atölyenin temel öğretim hedefleri doğrultusunda; yerleşmenin “doğa-insan-kültür” ilişkileri bütününde incelenmesi, yerleşmeye parçası olduğu bütünden farklı ölçeklerde bakılabilmesi, yerleşmenin mekânsal örgütlenme biçimini oluşturan katmanların ve mekân olgusunun anlaşılabilmesi, yerleşmeye özgü niteliklerin ve farklılıkların ortaya konulabilmesi, yerleşmenin potansiyellerinin ve sorunlarının anlaşılabilmesi çalışma programımızı şekillendirdi. Çalışma grupları bu doğrultuda üst ve alt olmak üzere birbirini bütünleyen iki farklı ölçekte çalıştılar. Dönem başında bir hafta boyunca Kıyıköy’e gidilerek yerinde alan araştırması yapıldı. Istrancalar sistemi içinde yerleşmeleri anlayabilmek için üst ölçekte farklı temalarda çalışma konuları belirlendi. Bölgesel ve çevresel ilişkileri anlayabilmek için üst ölçekte; akışlar ve erişilebilirlik, tarihsel katmanlar ve kültür mirası, doğal nitelikler ve miras konuları ele alınırken, alt ölçek olarak belirlenen Kıyıköy Belde ölçeğinde de yerleşmenin sosyoekonomik özellikleri, planlama araç ve süreçleri, fiziki çevre analizleri ile yerleşmenin mekânsal belleği ve algı rotalarını oluşturmaya yönelik çalışma konuları belirlendi.
Research Interests:
Download (.pdf)
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2016 in Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year undergraduate students of the Urban and Regional... more
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2016 in Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year undergraduate students of the Urban and Regional Planning Department of the Mimar Sinan University in Istanbul and 9 of its staff have participated at the field work and the consecutive production of the outputs. It contains both 1/100.000, 1/2500 and 1/2000 territorial analysis and the geographical-social analysis of the municipality (belde), along with a nearly-exhaustive bibliography Kıyıköy // Midye // Medea // Μήδεια.

MSGSÜ Mim. Fak. Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nün 2015-2016 öğretim yılı bahar yarıyılı ders programında yer alan PLN201 planlama atölyesi için bu yıl çalışma alanı olarak; Istıranca / Yıldız Dağları ekosistemi içerisindeki, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı “Kıyıköy” beldesi seçildi. Trakya Bölgesi içinde geçen yıl yine aynı ders kapsamında ele alınan Demirköy ve köylerinin ardından bu defa daha küçük bir yerleşme alanı olan Kıyıköy’de daha derinlemesine bir çalışma yapma olanağı doğdu. Çalışmamız sırasında derinlemesine analizde Kıyıköy Beldesi İmar Planı kapsamındaki alana yoğunlaşarak, farklı, bir analiz süreci gerektiren Belde'ye bağlı Aksicim, Balkaya ve Hamidiye Köyleri kapsam dışında bırakılmıştır. Atölyenin temel öğretim hedefleri doğrultusunda; yerleşmenin “doğa-insan-kültür” ilişkileri bütününde incelenmesi, yerleşmeye parçası olduğu bütünden farklı ölçeklerde bakılabilmesi, yerleşmenin mekânsal örgütlenme biçimini oluşturan katmanların ve mekân olgusunun anlaşılabilmesi, yerleşmeye özgü niteliklerin ve farklılıkların ortaya konulabilmesi, yerleşmenin potansiyellerinin ve sorunlarının anlaşılabilmesi çalışma programımızı şekillendirdi. Çalışma grupları bu doğrultuda üst ve alt olmak üzere birbirini bütünleyen iki farklı ölçekte çalıştılar. Dönem başında bir hafta boyunca Kıyıköy’e gidilerek yerinde alan araştırması yapıldı. Istrancalar sistemi içinde yerleşmeleri anlayabilmek için üst ölçekte farklı temalarda çalışma konuları belirlendi. Bölgesel ve çevresel ilişkileri anlayabilmek için üst ölçekte; akışlar ve erişilebilirlik, tarihsel katmanlar ve kültür mirası, doğal nitelikler ve miras konuları ele alınırken, alt ölçek olarak belirlenen Kıyıköy Belde ölçeğinde de yerleşmenin sosyoekonomik özellikleri, planlama araç ve süreçleri, fiziki çevre analizleri ile yerleşmenin mekânsal belleği ve algı rotalarını oluşturmaya yönelik çalışma konuları belirlendi.
Research Interests:
Download (.pdf)
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2015 in Demirköy // Samakofcuk // Malik Samakov // Малък Самоков // Sidchirion // Σιδηροχώρι in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year... more
This is the outcome of an urban analysis and planning workshop, realised between February - September 2015 in Demirköy // Samakofcuk // Malik Samakov // Малък Самоков // Sidchirion // Σιδηροχώρι in KIRKLARELI / TURKEY. Around 80, 1st year undergraduate students of the Urban and Regional Planning Department of the Mimar Sinan University in Istanbul and 9 of its staff have participated at the field work and the consecutive production of the outputs.
Research Interests:
Download (.pdf)
This is the output of the 1st year urban planning students (Mimar Sinan Fine Arts University, Urban and Regional Planning Department) after their first field work during the spring term 2014. İt contains both 1/25000 territorial analysis... more
This is the output of the 1st year urban planning students (Mimar Sinan Fine Arts University, Urban and Regional Planning Department) after their first field work during the spring term 2014. İt contains both 1/25000 territorial analysis on the island scale and physico-social analysis of each village, along with a nearly-exhaustive bibliography on Imroz / Imbros / Gökçeada mainly in Turkish language.
Research Interests:
Download (.pdf)
Haziran 2013'den beri 'Hikayenin Kadın Hali'nde,  'Kent ve Emek; EMEKAN Gündemi'ni konuklarımızla takip ediyoruz.
http://acikradyo.com.tr/i/rss/Hikayenin_Kadin_Hali.xml
Research Interests:
Download (.docx)
Avrupa Emek Tarihçileri Ağı, Fabrika Tarihi Çalışma Grubu Atölye Çalışması
İstanbul Bilgi Üniversitesi, 10 Aralık 2016
Research Interests:
Download (.pdf)
Avrupa Emek Tarihçileri Ağı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Fabrika Tarihi Çalışma Grubu'nun koordinatörleri olarak, Mart 2015'ten beri Britanya Akademisi'nin desteğiyle yürütmekte olduğumuz Fabrika Tarihi Projesi kapsamında, sizi 20.... more
Avrupa Emek Tarihçileri Ağı bünyesinde çalışmalarını sürdüren Fabrika Tarihi Çalışma Grubu'nun koordinatörleri olarak, Mart 2015'ten beri Britanya Akademisi'nin desteğiyle yürütmekte olduğumuz Fabrika Tarihi Projesi kapsamında, sizi 20. Yüzyıl Türkiye'sine Fabrikalardan Bakmak adlı derleme bir kitap projesi için birlikte düşünmeye davet ediyoruz. Editörlüğünü Görkem Akgöz ve Aslı Odman'ın birlikte yapacağı bu derleme kitap, bir yöntem olarak fabrika tarihi yazma fikrini, farklı fabrikalar üzerine tarihsel çalışmalar yürütmekte olan araştırmacıların bulguları üzerinden tartışmaya açmak amacındadır. Genellikle emek tarihi literatürü çerçevesinde bir fabrika üzerine yoğunlaşan tarihsel analizler, ulusal düzeyde formüle edilmiş geniş soruların dar bir ölçekte ele alındığı çalışmalardır. Bir analiz birimi olarak fabrikanın, bu geniş soruların çalışılabilir hale getirilmesinin ötesinde metodolojik bir işleve sahip olduğunu ve sosyal tarihçilik için avantajlı bir analiz ölçeği sunduğunu savlıyoruz. Fabrikalar, 18. yüzyıldan beri teknik ve toplumsal devrimlerin, tasarım alanında yeniliklerin, içinde bulundukları politik ve ekonomik momentin işaretleri olagelmiştir. Kapitalist üretimin ve artı-değere el koymanın gerçekleştiği mekânlar olarak fabrikalar, emek ve sermaye ilişkisinin mekânsal ve zamansal olarak somutlaştığı bağlamlardır. Emek tarihinin fabrikalara işçi odaklı bakışı, bu karmaşık ilişkiler evreninin eksik bir resmini ortaya koyar. Bu resim yine de değerlidir; zira analizin fabrika düzeyinde gerçekleştirilmesi, işçilerin homojen bir kolektiviteden ziyade, farklı gündelik ve politik deneyimlere sahip öznellikleri bağlamında ele alınmasına da olanak sağlar. Bununla beraber, emek tarihinin, fabrikada çalışan diğer gruplara odaklanan yönetim çalışmaları, fabrikanın bütününe odaklanan işletme tarihi, siyasi rejim ve/ya çalışma ilişkileri/ekonomisi gibi disiplinlerle diyalog içine girmesi önemlidir. Fabrikalar safi endüstriyel çalışma mekanları olmanın ötesinde, hammade tedariği, barınması, mahalle inşası, lojistik ve tüketicileri de kapsayan bütünlüklü bir şekilde yaklaşıldığında, 19 ve 20. yüzyıl Türkiye kent tarihinin önemli unsurları olarak da karşımıza çıkarlar. İstanbul gibi şehir merkezlerini, fiziksel varlığının sınırlarından başlayarak değiştiren fabrikalar kadar, küçük yerleşim merkezlerinde, hatta kırda kurulduktan sonra kentsel dinamikler yaratan fabrikaların kent ve kapitalizm tarihi içinde ele alınmaları, her iki anlayışı da derinleştirme potansiyeline sahiptir. Benzer şekilde, Türkçe literatürde oldukça sınırlı bir yere ve odağa sahip olan işletme tarihi perspektifini emek tarihiyle verimli bir diyalog içerisine sokmak da fabrika düzeyinde yapılan analizler yoluyla mümkündür. Bu açıdan, fabrika tarihi, tarihsel analizde mikro ve makro ölçeklerin birlikte kullanımı açısından verimli bir alan da oluşturur. Farklı disiplinlerden araştırmacıların yine farklı tarihsel dönemlere ait fabrika tarihi çalışmalarını biraraya getiren bu derleme kitap, 20.yüzyıl Türkiye'sinin fabrikalarını anlatırken, ilgili dönemlerin devlet-toplum ilişkileri, emek siyaseti, fabrika rejiminde toplumsal cinsiyet, kent tarihi / yerel tarih, kapitalistleşme dinamikleri, örgütlü ve örgütsüz mücadele deneyimleri, kentsel bellek gibi pek çok soruyu da yanıtlamayı
Research Interests:
Download (.pdf)